Nebahat AYHAN
Tüm Yazıları
Göğe Bakalım
Ana Sayfa Tüm Yazılar Göğe Bakalım

“Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum.”

“Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, göğe
bakalım.
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum.”
“İnsanların sahip olduğu güzelliklerin herkese
eşit olarak dağıtıldığını ve onları görebilmek için
büyük çaba sarf etmeden, sadece başını kaldırıp
bakmanın yeterli olduğunu” aktaran şair 4
Ağustos 1927’de Ankara’da doğar.
İlkokul yıllarında şiirler yazan “İkinci Yeni Şiir
Akımı”nın öncülerinden Turgut UYAR Türk yazın
tarihine simgeli bir söyleyiş, hayal gücü yüksek lirik
şiirler bırakan bir şairdir.
1941’de Konya’da askerî ortaokula başlar. Bursa
Askerî Lisesi ve derken 1947’de Askerî Memurlar
Okulu’ndan mezun olur. “Yâd” adlı ilk şiiriyle
1947’de Yedigün dergisinden ilk ödülünü kazanır.
Aynı yıl ilk evliliğini Yezdan ŞENER’le yapar.
Bu evlilikten Semiramis, Şeyda ve Tunga adlı
çocukları olur.
1948’de “Personel Subay” olarak Kars’ın
Posof ilçesine atanır ve Kaynak dergisinin açtığı şiir
yarışmasında da ikinci ödülü gelir. Aynı gün usta
eleştirmen Nurullah ATAÇ çok iyi bir şair olacağını
müjdelemiştir.
İlk kitabı “Arz-ı Hal” 1949’da , “Türkiye’m” adlı
ikinci kitabı 1952’de yayımlanır.
1958’de ordudan ayrılıp Ankara’da, SEKA İrtibat
Bürosu’nda ve Sanayi Bakanlığı’nda memurluk
yaptı.1959’da “Dünyanın En Güzel Arabistan’ı”
adlı kitabında yer alan “Göğe Bakma Durağı”,
modern yapı, ses ve yeni imgeler oluşturmada
dönüm noktası olur.
1963’te “Tütünler Islak”la Yeditepe Şiir
Armağanı’nı kazandı. 1969’da emekli olup
İstanbul’a yerleşti ve ikinci kez dünya evine girdi.
“Hayatın kutlu olsun sevgilim ki sana değişe
değişe aktım” dediği kadın hayatının sonuna kadar
aşkla üstüne titrediği; Türk yazın dünyasının üstüne
şiirler yazılan, birçok şaire ve yazara ilham perisi
olan, şair ve yazar Tomris UYAR’dır. Bu evlilikten
Turgut adlı çocukları olur.
1975’te Tomris UYAR’la Lucretius’tan yaptığı
“Evrenin Yapısı” çevirisiyle Türk Dil Kurumu Çeviri
Ödülü’nü; 1983’te “Kayayı Delen İncir”le Behçet
NECATİGİL Şiir Ödülü; 1984’te “Büyük Saat”le
Sedat SİMAVİ Vakfı Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
Getirilen başka havalar; biraz sevgili biraz
bahar, çokça da mısralardır. Bozuk bir saat olsa da
yüreği göğe bakarak kalabalıklaşan ve özgürleşen
bir yürektir durağı. Yaşamını birleştirdiği “Esin
Perisi”yle enine boyuna yaşamıştır hayatı.
Özlemlerinin iyice arsızlaştırdığı her şeyden birazın
kaldığı bu hayatta onda kalan yegânedir acı.
Anlar ön teker; ardından saatler, günler, haftalar
çeker gider mısralarında. “Eylül toparlandı gitti
işte ekim falan da gider bu gidişle.” derken neler
neleri, kimler kimleri çekip konu ederken “Göğe
Bakma Durağı”nda kimlerin ellerinde durur bu
gökyüzü, kimler dönüştürür yeryüzünü aşka hep
anlatır mısralarında.
“İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım.”
22 Ağustos 1985’te İstanbul’da göğe bakmaz
artık; sonsuza dek oraya yerleşmiştir çünkü.
“İnsan sevdikçe iyileşiyor”sa hadi İYİLEŞELİM;
GÜZELLEŞTİRELİM çirkinliklerimizi der ve ekler
“GÖĞE BAKALIM.”
Herkesin gideninin olduğu ve herkesin herkesi
sonradan öğrendiği bu hayatta elbette bizim de
uğurlayamadıklarımız arasında toprak kokusunu
seven, göğe baktıkça ve sevdikçe kalabalıklaşan;
çoğalmanın yolunu aşkla bulan bir Turgut UYAR
var; sevdaya, sevgiye, aşka uyan.
Giz dolu bir şeyler yaşayarak ve sonuçta şiire
gömülerek… Yağmurlarla ıslanan güzel günleri,
masallarla dopdolu geceleri; serçe yuvaları ve
dolaşılan koy koruları; toplanan böğürtlenler,
bacadaki leylek yuvaları ve aşkları yüklenerek
yükselmek o bakılan sonsuzluğa… Eski günleri
tüketirken çoğaltırmış insan, ne güzel öğrendik.
Şairim, bu dünyada en iyi yenilmenin yolunu en
iyi şekilde öğrettin bize; dosta, düşmana, aşka…
Şairim, bir bozuk saattir yüreğimiz bizim de.
Nerede duracağını o da iyi bilir. Hani bakmamızı
söylediğin gökyüzü var ya işte hep orada durup
dinlenir.
Şimdi güneş, ay ve yıldızlar içindedir;
yükseklerdedir; gönlün gökyüzünde sere
serpedir.

Yazarın Diğer Yazıları
Gecenin Nemi Düştü Gözlerimize

İstanbul Bakırköy’de, 5 Nisan 1945’te doğar adını Türk müzik tarihine “Bay DADALOĞLU” olarak geçiren Muhtar Cem KARACA. Doğuştan uğrar “müzik” denilen bir fidana. Annesi tiyatro sanatçısı Toto KARACA, babası tiyatro kurucusu Mehmet KARACA olunca tiyatro ve müziğin beşiğinde sanatın ninnisiyle büyüyüp gelişir. Önce 14 yaşında ilk aşkının ilgisini çekmek için müzik yapar… Sonra umudunu iyiye, […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’in Kızları, Dünya Sultanları

Özgür, azimli, savaşkan ve muzaffer; hayatlarının ve kararlarının sahibi; kişilikli, korkusuz; çağdaş, eşit, yaratıcı ve güçlü; genç, güzel, özgüvenli ve zeki Türk kadınları bir araya gelirse ne olur? 1961’de ilk kez uluslararası maça çıkar, 1970 ve 1980’lerde adını duyurmaya başlar, 2000’den sonra da önemli başarılar elde ederek bizim Filenin Sultanları olurlar. 2003’te Ankara’da Avrupa Kadınlar […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku