Can ERSAL
Tüm Yazıları
Hastayım

Can Ersal’ın çizimiyle…

Doktora gelen adam “Hastayım.”
der, “Hayattan zevk alamıyorum.
Acılar aklıma geliyor, yemek
yiyemiyorum. Çıplaklar hatırıma
geliyor, onlarla birlikte üşüyorum.
Her cinayette kendimi suçlu
buluyorum. Her katil bıçağının
kabzasını sanki benim ellerim
tutmuştur. Her atılan kurşun benim
kalbime saplanıyor. Bütün bu
toplumun suçları benim omuzlarıma
yüklenmiş. Artık gülmesini
unuttum.”
Doktor, hastasını omzundan tutar,
pencerenin önüne getirir, perdeyi
aralar, parmağıyla karşı duvardaki
afişi gösterir. Bu afişte, bir sirk
palyaçosunun reklamı vardır.
“Azizim.” der, “Şu palyaçoyu görüyor
musun? Tavsiye ederim, her gece
bu palyaçonun gösterilerine git.
Bütün kederini, elemini, derdini
unutursun. Gülmeyi, kahkahayı
öğrenirsin. Hayattan yeni baştan
zevk almaya başlarsın. Hasta başını
eğer, “Doktor…” der, “İşte o palyaço
benim!”
AZIZ NESIN

Yazarın Diğer Yazıları
Su’da Can Bulan Renkler

Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar,yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,anlamak gideni ve gelmekte olanı. NÂZIM HIKMET

Devamını Oku
Mukaddes Öğretmen

Öğretmenlik Mukaddes’tir. Mesleğinin kutsallığını adına koymuş bir öğretmen Mukaddes Hanım, öğrencilerinin arasın da olan oğullarını diğer öğrencilerden ayırmadan aynı disiplin ve ilgiyle yetiştirmiş, anne sevgisini tüm öğrencilere göstermiş bir eğitmen… Tüm meslek hayatında 6 Mayıs’ta sadece 3 günlük bir raporla ara verdiği işine emekli olun caya kadar durmaksızın ve izin almadan devam eden; hastalıkta da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku