Kubilay ERDELİKARA
Tüm Yazıları
İşgal Altında Tiyatro
Ana Sayfa Tüm Yazılar İşgal Altında Tiyatro

Hayatım boyunca tiyatroya hayran kaldım, tiyatronun büyük gücüne ve insanları birleştirme yeteneğine inanıyorum. Bugün Türkiye’de tiyatronun nasıl geliştiğini görüyorum…

n Ukrayna’nın en önemli tiyatrolarından Herson Devlet Tiyatrosu’nun, yani işgal edilmiş bir
tiyatronun müdürüsünüz… Savaş başlamadan
2 gün öncesine kadar da orada birlikteydik. Dışardan bakınca neler yaşandığını anlamak kolay
değil. Bize 24 Şubat ve sonrasında neler yaşandı,
neler hissettiğinizi anlatır mısınız?
23 Şubat’ta uzun süredir hazırladığımız Sırp
oyun yazarı Milorad Pavic’in “Eternity and Another
Day” adlı galası vardı ve 24 Nisan sabahı savaş başladı… Hiç kimse böyle bir şeyi beklemiyordu. Daha
fazla oyun sergilemeyi planlamıştık, bu nedenle ilk
gün ne yapacağımızı bilmeden işe gittik, gazı kapattık, sığınağı açtık… Savaş bizim için böyle başladı.
Aynı gün Antonivskyy köprüsü ele geçirildi, Rus
birlikleri Mykolaiv’e ilerledi ve 1 Mart’ta Kherson
tamamen işgal edilmiş gibi görünüyordu. Ukrayna’nın kontrol edilen topraklarına gidebilmek için
hiçbir resmi fırsatımız yoktu. Rassistler içeri girip
insanları zorla kaçırmaya başladıkan sonra insanlar
Kherson’u terketmeye başladı. Biliyorsunuz ki
ben de alıkoyulduktan sonra terketmek için fırsat
arayışına girmek zorunda kaldım… Bunu ancak 40
günlük işgalden sonra başardım.
n Aileniz, arkadaşlarınız, oyuncularınız,
tiyatronun tüm çalışanları şimdi nerdeler ? Nasıl
hayatlarını sürdürüyorlar?
Bugün Kherson’da 250 tiyatro işçisinden 70’i
kaldı. Çoğunluğu kontrol altındaki Ukrayna topraklarına, Polonya, Letonya, Avusturya, İtalya, Fransa
ve diğer ülkelerdeki bulabildikleri çeşitli sığınaklara
ayrıldılar.
Ailem de oradan ayrılmayı başardı. Önce karım
ve en küçük kızımla birlikte biz terkettik. Sonra
oğullarım ve aileleri ve 5 ay sonra ise kızım Oleksadra işgalden kaçmayı başarabildi. Ailem şu anda
güvende, oğullarım geçimlerini sağlamak için bir
şekilde iş buldular.
Lviv’e vardığımızda 24. Melpomene of Tavria
Uluslararası Tiyatro Festivali’ni organize edip düzenleyebildik. Maltepe Tiyatrosu da rol aldı! Böyle
bir destek için Türkiye’den gelen dostlarımıza çok
müteşekkiriz.
Şimdi Kulish Tiyatrosu Ukrayna’nın çeşitli şehirlerinde çalışıyor. Ana üs Kiev’de. Birkaç gösteriyi
yeniledik, işgal altındaki yaşam ve Ukrayna’nın
işgal altındaki topraklarına gidiş hakkında belgelere dayanan bir performans olan “Kalamazsın…
(You can (can’t) stay…)”ın galasını yaptık. Bunlar
çalışanlarımızın kendi hikayeleridir. Prömiyer zaten
Kiev’de Lesya Ukrainka’nın adını taşıyan tiyatroda
gerçekleşti ve şimdi ise Ukrayna hakkında bir tur
planlıyorlar. Ayrıca, Ukraynalı oyun yazarımız Neda
Nezhdana’nın “Kitty As A Darkness Remind” oyunu
yeniden canlandırıldı ve Ukrayna’yı turladı. 6 şehri
ziyaret ettik. Bunlar: Kropyvnytskyi, Mykolaiv, Odesa, Khmelnytskyi, Ternopil ve Ivano-Frankivsk.
n Siz aynı zamanda Avrasya Tiyatrolar
Birliği’nin de başkanısınız.. 2019 yılında kurulduğundan bu yana 25 üye ülke birbirleri arasında
birçok ortak projeye imza attı. 2020 yılında başkanlığa seçildiniz ve 2022 yılında tekrar
başkan oldunuz. Bu kadar geniş bir coğrafyada
faaliyet gösteren Avrasya Tiyatrolar Birliği için
neler söylersiniz?
İşgal başladığında, biz burada Ukrayna’da, dünyanın farklı yerlerinden bizi arayan ve Ukrayna’da
bize ne olduğu, Türkiye’ye ne olduğu konusunda
endişelenen Avrasya Tiyatrolar Birliği’nin üyeleri
olan dostlarımızın gücünü ve desteğini hissettik.
Bu da tiyatro kardeşliğimizin gücünü bir kez daha
doğruladı!
Her şeye rağmen Avrasya Tiyatrolar Birliği’nin
himayesinde Gürcistan ve Türkiye’de uluslararası tiyatro festivallerinin düzenlenmiş olması sevindirici.
Yeni yaratıcı projeler devam etmektedir. Özellikle
dernek sekreteri Kubilay Erdelikara, Özbekistan,
Kazakistan, Gürcistan’dan tiyatrolarla çalışıyor. Ne
yazık ki Ukrayna tiyatrolarıyla ilgili projeler şimdilik
askıya alındı ama sanırım zamanı gelecek ve biz
bunları uygulayacağız çünkü birbirimizin desteğini
hissediyoruz ve kültürel diplomasimizi harekete
geçiriyoruz. Birbirimizin kültürünü ne kadar çok
bilirsek, ülkeleri yöneten insanlar o kadar az savaş
başlatmak isteyecektir. Savaş alanlarındansa tiyatro salonlarında buluşmak daha iyidir.
n Ukrayna’daki festivallerinize jüri üyesi, yönetmen, oyuncu olarak defalarca katıldım. Ukrayna’ya tiyatronun kalbi diyebiliriz bence.
Muhteşem profesyonelliginizin yanında halkın
da katılımı çok yüksek seviyedeydi. Bize okurlarımızın da daha iyi anlayabilmesi için Ukrayna
tiyatrosunu anlatır mısınız ?
Savaş doğrulandı: Ukrayna’daki tiyatro ulusal
direnişin kalbidir. Çünkü tiyatro, evrensel fikirlerin
bir şefi olarak toplumu sürekli olarak etkiler.
n Ülkenin her kesiminin son derece önem
verdiği tiyatroda şimdilerde savaşla beraber
neler yapılıyor ? Takip edebildiğim kadarıyla
faaliyetler durmadı, aksine sığınaklarda bile
devam ediyor..
Bugün Mykolaiv bombalanıyor, ancak şehirdeki
tiyatrolar çalışıyor, oyunlar gösteriyor ve bombalar
eşliğinde oyunlar üretiyor! Kiev bugün bombalanıyor ve tiyatro salonları dolu – insanların gösterilere
gitmesi gerekiyor! Sanat bir yandan iyileştirici özelliğini yerine getirir: insanları sakinleştirir, inanç verir.
Öte yandan sanat, ortak insan sorunlarını gündeme getirir. Ukraynalı sanatçılar kültürel cepheyi
tutuyor! Kısıtlı finansmana, elektrik olmamasına
rağmen bugün ülkedeki tüm tiyatrolar çalışıyor ve
kapılarını seyirciye açıyor!
n Savaşın başladığı 24 Şubat 2022 sabahı
saat 6:30 da Belediye Başkanı’mız Ali Kılıç beni
aradı. Sonrasında hemen size ulaştık ve ailenizi
ve tüm tiyatro çalışanlarınızı Maltepe’ye davet
etti. Ardından maalesef sizin yaşadığınız o kötü
günde, yani alıkoyulmanızda devreye girdi. Çok
önemli görüşmelerde bulundu. Ayrıca tüm ülke
temsilcileri kendi ulusal televizyonlarında hazırlanacak bildiriyi okutmak için görüşmelerde
bulundu. Ve bu bildiriyi de bizzat belediye başkanımız sn. Ali Kılıç kaleme aldı. Bunları burada
da tekrar yazma gereği duydum, çünkü bunlar
gerçekten unutulmaması gereken süreçlerdi.
Galiba sarsılmaz bir dostluğunuz var sizin de
kendisiyle..
Evet gerçekten. Ali Kılıç’a verdiği inanılmaz destek ve şahsi olarak benim için ve Maltepe Tiyatrosu
için yaptıkları için bir kez daha teşekkür etmek
istiyorum. Sahip olduğunuz tiyatro binalarına
hayranım. Rus işgalciler tarafından götürüldüğümde, Ali Kılıç’ın Ukrayna’da böyle talihsiz bir olayın
yaşandığını bildirmek için çeşitli ülkeleri arayarak
büyük bir dalgayı yükselttiği için özellikle teşekkür
etmek istiyorum. Teşekkürler! Umarım sadece Türkiye’de değil, Ukrayna’da da tekrar buluşuruz. Ali’yi
sık sık Kherson’da bizi ziyaret etmesi için davet
ettim. Umarım zaferden sonra sevgili konuğumuzla Ukrayna’da buluşuruz!
Bir kez daha eklemek istiyorum: Türk tiyatrocularımın ve tabii ki büyük adam Ali Kılıç’ın kardeş
omzunu her zaman hissediyorum.
n Türkiye’deki insanlara ne mesajlarınız var
sn. Kniga? Bir sanatçı olarak, buradaki sanat
insanlarına neler söylemek istersiniz? Genç
arkadaşlarımıza özellikle ne öğütleriniz olur?
Hayatım boyunca tiyatroya hayran kaldım,
tiyatronun büyük gücüne ve insanları birleştirme
yeteneğine inanıyorum. Bugün Türkiye’de tiyatronun nasıl geliştiğini görüyorum, bir zamanlar Tunger Gügenoğlu’nu tanıdığım için ve onun “Çığ” adlı
oyununa dayanan oyunun tiyatromuzun repertuarında yer alması beni mutlu ediyor. Hala bu oyunu
Türkiye’ye getirmenin hayalini kuruyorum.
Türkiye gençliğine ve tüm gençlerine tiyatronun
çok hayırlar getirdiğini, ebediyeti, insani değerleri
anlattığını söylemek isterim. Ve tiyatro salonlarına ne kadar çok genç ve genel olarak farklı yaş
kategorilerinde, sosyal statüde, meslekte insanlar
gelirse, insanların savaş başlatma isteği o kadar az
olacaktır. Bu benim duruşum. Tiyatronun gelişmesi ve sanatçıların gözündeki alevin sönmemesi
için her şeyi yapacağım. Çünkü öyle görünüyor
ki Ukrayna’da bir savaş var ve insanlar bir yerlere
saklanabiliyorlar ama ateş altında işe gidiyorlar,
sahneye çıkıp kendilerinden bir parça veriyorlar ve
bu sadece Ukrayna’da değil dünyanın her yerinde
çok önemli.
n Sizi tanıdığım için gerçekten çok mutluyum. Herson Tiyatrosu’ndaki tüm arkadaşlarımı
çok özlüyorum. Sizin ailenizin tüm fertlerini ayrı
ayrı çok özledim. Umarım barış dolu günlerde
yeniden buluşuruz. İyi ki varsınız.
Biz de çok iyimseriz ve şimdiden 25. Yıldönümü
Uluslararası Tiyatro Festivali “Melpomena of Tavria”yı planlıyoruz! Avrasya Tiyatrolar Birliği’mizden
dünyanın farklı yerlerinden gelen tüm arkadaşlarımla, misafirlerimle memnuniyetle buluşacağım.
Ukrayna’nın Kherson kentinde gerçekleşeceğini
düşünüyoruz. Güneşli bölgemizin bir bölümünü,
lezzetli karpuzları paylaşmak, geniş Dnipro havzamızı, çölü, tuz göllerini ve bu bölgedeki çok daha
fazla güzellikleri göstermek istiyoruz. Bu nedenle,
gelecek yıl savaşın bitiminden sonra sizi Ukrayna’da, Kherson’da görmekten kesinlikle memnun
olacağız! Buna eminim!

Yazarın Diğer Yazıları
İyi Ki Varsın Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı

Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, cesareti ve mücadelesiyle ülkemizin gurur kaynağı haline gelmiş durumda. Sahaya sadece oyun için değil, aynı zamanda bir milletin umutları ve heyecanıyla çıkıyorlar. Başarıları, adeta her sette, her smaçta ve her turnuvada yazılmış bir destan gibi. Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, uluslararası alanda büyük başarılar elde ederek, sadece voleybolun değil, aynı […]

Devamını Oku
İlk Kar

İstanbul’u kuşatan o gizemli beyaz örtü, ilk adımlarını attığı anda zaman sanki durmuş olur her yıl aynı ciddiyetle. Şehir, anahtarını yılın ilk karına bırakmıştır artık. Maltepe’nin sahili, caddeleri, tepeleri, kaldırımları, parkları… her biri kristal beyazıyla süslenmiştir artık. Ardı sıra yere düşen kar taneleri, şehir ışıklarında parlayarak gecenin sessizliğini renklendirirler. Her yılın ilk karı, insanın içini […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku