Yaşar SEYMAN
Tüm Yazıları
Kadın Emeği Güzel Dünya
Ana Sayfa Tüm Yazılar Kadın Emeği Güzel Dünya

“Kadınsız devrim olamaz; kadınların ulusal inşa sürecine katılması devrimlerin tamamlanması için önkoşuldur.” Nezihe Muhiddin/ Haziran 1923

Kadınlar dünyanın her yerinde kendileri,
çocukları, sevdikleri, yaşadıkları kentler
için örgütlendiler. Kadın örgütlenmesinin
mayasını kadınlar karınca o mayada düşledikleri
özgürlük, eşitlik, kardeşlik, iyilik, yaşanır bir
dünya için bir araya gelişten başka ne olabilir ki?
Kadınlar, önlerine kurulacak barikatlardan
önce “yürüyorum dikenlerin üstünde” misali
dikenli, zorlu yollarda yola çıktılar. Her uğraş
alanında örgütlenen kadınlar, yollara döşenen
dikenleri göre göre üstüne basmadan ayıkladılar
ve yürüyüşlerini sürdürdüler. Barikatları aşarak
büyük başarılara imzalar attılar.
Kadınlar örgütlenmenin evrensel bir uğraş
olduğunu bildiklerinden dünyadaki gelişmeleri
izleyerek, “kız kardeşliği” dayanışması, örgütsel
birliktelikle yürüdüler. Gördüler ki dağlar kadar
sorunlar var. Eğer örgütlenmez, örgütlerde
söz ve karar sahibi olmazsak bu sorunlar asla
çözülmez.
Çözülemez…
Örgütlü yapılarda biçimlenen, yaşamının
büyükçe bir bölümünü örgütlü yapılarda geçiren
biri olarak şu tanımı yıllardır dillendiriyorum:
İletişim çağında insan düşünen, konuşan, örgütlü bireydir. Örgütlü olmak direnmektir, ezberleri bozmaktır, yeni bir dünya düşünü yaşama
dönüştürme mücadelesi vermektir.
Kadınlar her alanda örgütlenirken, gündem belirleyecek noktaya gelirken, bir slogan
gökten düştü dillere: “Dünyayı güzellik kurtaracak!” Gökten bir elma düşse misali düşen
slogan, kitaplara, şiirlere, şarkılara hızla girdi.
Mücadelesi olan olmayan, sözü olan olmayan
herkes “Dünyayı güzellik kurtaracak!” dedi de
güzelliğin kaynağı olan iyilikten, dayanışmadan,
paylaşımdan asla söz etmedi. Hatta iyi olmak
üzerine kafa yormadı.
Hâlâ da yormuyor…
Honore de Balzac diyor ki: “Güzellik, çoğu
zaman kusurları gizleyen bir örtüdür.” Acaba
dünyayı güzellik kurtaracak derken; sorunların üstünü mü örtüyoruz. Yeterince örterek,
sorunları biriktirmedik mi? Oysa sorunları
çözerek dünyayı güzellik kurtarmaz mı?
İyilik sözcüğü aklıma gelince hemen şu sözler
de gelir:
“Kırıldığını belli etmeyen insanları üzmeyin.
Çünkü onlar sizi kaybetmemek için susar, aptal
oldukları için değil.” diyor T.S. Eliot.
Kadınlar iyilik defterleri tutmadan güzel
emekle örgütüyle bütünleşir.
“Benazir” kitabımda güçlü bir kadının öyküsünü değil, insanlığın öyküsünü yazdım.
Bu kavga Habil ile Kabil’den bu yana süregelen iyilik ile kötülüğün kavgasıdır. Kötülük her
zaman olduğu gibi kurnazlığını kullandı ve dünyanın en yürekli, en akıllı kadınlarından birini
daha avlamayı başardı.
Kurnazlık her zaman akla karşı üstün gelmişti, yine geldi. Ayrım gözetmeden halkını
aydınlığa taşımak için ülkesine dönen Benazir,
yine halkı tarafından dünyanın gözü önünde
yok edildi.
Benazir bilmiyor muydu başına gelecekleri?
Elbette biliyordu, ama yürekli olmak işte budur:
Ucunda ölüm de olsa, geri adım atmamak. Başına gelebilecekler kulağına fısıldandığında, artık
geri dönüşü olası olmayan bir yoldaydı o ve geri
dönmek kaldırılamayacak kadar büyük bir utanç
olacaktı.
Kadınların gerektiğinde ne kadar güçlü ve kararlı olduğunun örneklerinden biridir Benazir. Bu
yüzden tüm dünyanın hayranlığını kazanmıştır.
Nesemi ne de güzel söylüyor: “İyiler iyidir.”
İyiliğe kafa yormalıyız. İyiliğe kafa yorarsak
kötüler iyileri öldüremez.
Kulağa hoş gelen dünyayı güzellik kurtaracaksa; nedir kötülükten mayalanan linç kültürü,
şiddet, terör ve savaşlar?
Anadolu’da ne de güzel söylerler. “İyilere rast
gelesin!”
Dünyayı örgütlü toplum, örgütlü bireyler
kurtaracaktır.
Örgütlü yapılarda kendimce iyiliğin
egemenliği için uğraş verirken bir gün ansızın
dilimden şu söz döküldü:
“Bir kelebek kadar ömrüm olsa örgütlü
yapılarda tüketirim.
Dünyayı kadın örgütleri kurtaracaktır!
Ve dünyayı kadınlar değiştirecektir…”

Yazarın Diğer Yazıları
Umut Kadınların Elinde

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur. Bu kitaptan çok etkilenir ve […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’imizin 100. Yılında Bir Cumhuriyet Öğretmeni

Atatürk, gündüz cephede savaşırken akşam ise çadırında Çalıkuşu’nu okurdu. Çalıkuşu’nu okuyup bitirdiğinde, “Biliyor musunuz dün gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okudum, çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu, genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. (İsmet İnönü) Sonra da sizler okuyun” demişti… Bu da bizim Altındağ’ın Efsane Feride Öğretmeni… Onun da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku