Kubilay ERDELİKARA
Tüm Yazıları
Maltepe ve Mübadele
Ana Sayfa Tüm Yazılar Maltepe ve Mübadele

Milli Mücadele’nin kazanılmasıyla Lozan Antlaşması imzalanmış ve Mübadele Sözleşmesi gereği İstanbul belediye sınırları dâhilindekiler hariç, Osmanlı Rumları Yunanistan’a; Batı Trakya hariç, Yunanistan Türkleri ise Türkiye’ye göç etmiştir. Bu durumdan etkilenen Maltepe’de yeni bir sosyal yapı oluşmuş ve 1923 yılında ilan edilen Cumhuriyet’le beraber modern Maltepe tarihi başlamıştır. Maltepe’de mübadele denince de ilk akla gelen, ailesi […]

Milli Mücadele’nin kazanılmasıyla Lozan
Antlaşması imzalanmış ve Mübadele
Sözleşmesi gereği İstanbul belediye sınırları dâhilindekiler hariç, Osmanlı Rumları Yunanistan’a; Batı Trakya hariç, Yunanistan Türkleri
ise Türkiye’ye göç etmiştir. Bu durumdan etkilenen Maltepe’de yeni bir sosyal yapı oluşmuş ve
1923 yılında ilan edilen Cumhuriyet’le beraber
modern Maltepe tarihi başlamıştır. Maltepe’de
mübadele denince de ilk akla gelen, ailesi bu
tarihe yakinen şahitlik etmiş, bizzat yaşamış,
Maltepe Belediyesi’nde üç dönem meclis üyeliği
yapmış olan çok kıymetli İlyas Güldiken Beyefendi ile röportaj için buluştuk. Çok samimi bir
ortamda gerçekleştirdiğimiz röportaja geçmeden önce (konunun hassasiyetinin daha iyi anlaşılmasına da faydalı olacağından) şu sözlerini
sizlerle paylaşmak isterim;
“Biz Yunanistan Dramalıyız. Biliyor musunuz
ben hiç Drama’ya gitmedim bu yaşıma kadar.
Gezdim, her yeri gezdim ama o topraklara asla
gitmedim, gidemedim. Ve ömrümün sonuna kadar da kesinlikle gitmeyeceğim. Bize yapılanları,
atalarımızın evsiz, barksız bırakılıp, işkenceye
maruz kalmalarını hiçbir zaman içime sindiremedim. Ölünceye kadar görmeyeceğim oraları.”
n Mübadeledeki sorunları, sıkıntıları ve
bu kültür değişimini, kısaca süreci en baştan
anlatabilir misiniz?
Bulgar çeteleri ve Rum çeteleri oradaki Türk
halkına zulüm ve korkunç işkenceler yaptılar.
Her gün ayrı bir ev basılır, mal mülk gasp edilirdi.
Can güvenliği yoktu. Atatürk Türkiye’ye gelmek
isteyenleri mübadeleyle Türkiye’ye getirdi. Orada
bize ait 650 dönüm arazimiz vardı. Bir gemiyle
gelmişiz. Yalnız paraya çevirebileceklerimizi
çevirmiş o şekilde gelmişiz. Önce İzmit Yuvacık’ta
yerler tahsis edilmiş bize. Fakat orada çok fazla
sivrisinek olduğu için yeni bir yer talebinde bulunulmuş ve 1923’te Maltepe’ye vermişler bizi.
Maltepe’de o dönem rençberlik varmış. Biz
tütün denemişiz evvelinde ama olmayınca biz
de herkes gibi sebzecilik yapmaya başlamışız.
Gelen her aileye üçer dönüm bahçe, altışar dönüm de tarla verildi. Yunanlılardan kalma evlere
de hepimizi yerleştirdiler. Mesela Beşçeşmeler
tamamen Rumlarınmış. Aşağı sahil tarafında
hep tavernalar varmış, Adalar’dan gelen müziğe
buralardan cevap verilirmiş. Beşçeşmeler Camii,
kiliseden bozmadır mesela. Mübadiller arasında
o dönemde tüberküloz belası varmış bir de. Biz
geldiğimizde Rumlar gitmiş tabii. Sadece Ermeni, Yahudi ve Kemah’tan ve Çankırı’dan gelen
insanlar varmış. Sonra Yahudiler İsrail’e, Ermeniler de Almanya’ya gitti sanırsam. Ermeniler
demircilik ve marangozluk, Yahudiler de bakkal
ve ticaret işi yaparlardı. Tabii az sayıda Arnavut, Boşnak ve Makedon göçmenleri de vardı o
tarihlerde Maltepe’de. İşte o tarihlerden bugüne
barış içinde yaşamış bu kadar insan. Buralar
hep sayfiye yeriymiş o zamanlar. İstanbul’dan,
Ankara’dan tatile gelirdi insanlar.
Dedem İmam Aziz Efendi’dir. Mübadele sonrası Atatürk kendi özel aracıyla aldırır ve dini
sohbetler yapmak üzere ağırlardı. 2. kuşakta
babam, siyasette öne çıkan isimlerdendi. Göçmen olan Münir Yüce ve rahmetli eski belediye
başkanlarımızdan Yalçın Kızılay gibi. 3. kuşakta
da bizler gelmekteyiz. Ben üç dönem belediye
meclis üyeliği yaptım. Dernek ve futbol takımlarımızda başkanlıklar yaptım.
n Yüzyıllarca sürdüğü, kültürüyle yetiştiği
toprakları birden terk etmek zorunda kaldı
mübadiller. Bugün bir asır öncesi düşünüldüğünde mübadilleri en çok ne zorladı?
Biz Yunanistan’da da göçmendik. Karamanoğullarındanız biz aslında. Şimdi yeniden Türkiye
deyiz. Bizi en çok zorlayan şey, kendimizi kabul
ettirememek. Maltepe’de bunu elbette yaşamadık. Ama mübadillerin Türkiye genelinde en
büyük sorunları bu oldu.
n “Mübadele olmasaydı…” belki siz değil
ama sizden önceki nesiller bu cümleyle başlayan cümleleri çok uzun zaman kurdu. ‘Mübadele olmasaydı’nın sizce eksileri ve artıları neler?
Mübadele olmasaydı ne olurdu gerçekten
bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim;
Biz Yunanistan Dramalıyız. Biliyor musunuz
ben hiç Drama’ya gitmedim bu yaşıma kadar.
Gezdim, her yeri gezdim ama o topraklara asla
gitmedim, gidemedim. Ve ömrümün sonuna kadar da kesinlikle gitmeyeceğim. Bize yapılanları,
atalarımızın evsiz, barksız bırakılıp, işkenceye
maruz kalmalarını hiçbir zaman içime sindiremedim. Ölünceye kadar görmeyeceğim oraları.
n Son olarak, bugün bu tecrübenizle
Maltepeli gençlere söylemek istediğiniz bir
şeyler var mı?
Bütün Maltepe gençlerine Maltepe’ye, memleketine, devletine hizmet etmek istiyorlarsa,
ellerini taşın altına koysunlar, hayatın içinde
olup, kendilerini geliştirsinler diyorum. İnsanlara hizmet Allah’a ibadettir. Ben bu düsturu
kendime ilke edindim ve ömrümün sonuna
kadar da bunun için çalışacağım.

Yazarın Diğer Yazıları
İyi Ki Varsın Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı

Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, cesareti ve mücadelesiyle ülkemizin gurur kaynağı haline gelmiş durumda. Sahaya sadece oyun için değil, aynı zamanda bir milletin umutları ve heyecanıyla çıkıyorlar. Başarıları, adeta her sette, her smaçta ve her turnuvada yazılmış bir destan gibi. Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, uluslararası alanda büyük başarılar elde ederek, sadece voleybolun değil, aynı […]

Devamını Oku
İlk Kar

İstanbul’u kuşatan o gizemli beyaz örtü, ilk adımlarını attığı anda zaman sanki durmuş olur her yıl aynı ciddiyetle. Şehir, anahtarını yılın ilk karına bırakmıştır artık. Maltepe’nin sahili, caddeleri, tepeleri, kaldırımları, parkları… her biri kristal beyazıyla süslenmiştir artık. Ardı sıra yere düşen kar taneleri, şehir ışıklarında parlayarak gecenin sessizliğini renklendirirler. Her yılın ilk karı, insanın içini […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku