Nebahat AYHAN
Tüm Yazıları
Bilgin Bin Bir Yadigâr
Ana Sayfa Tüm Yazılar Bilgin Bin Bir Yadigâr

Meraklı ve çalışkan oluşu bir kraliçelik kazandırır zamanla. “Sümer Kraliçesi’’dir istemese de. O bilinmeyen bir kültürün araştırıcısı, okuyucusu, paylaşımcısıdır. Gözü yükseklerde değil; bilinmeyen bir medeniyetin aydınlatıcılarını geleceğe taşımaktır istediği. Taşır da…

“Annem ufukta parlayan bir ışık, bir dağ geyiği Işıldayan bir sabahyıldızıdır o”

Sümerli Ludingirra

Kırım göçmeni bir ailenin cürek incisi 20 Haziran 1914’te Bursa’da dünyaya gelir. Babası Zekeriya İTİL, annesi
Hamide Hanım doğacak çocuğun kız olmasını diler. O doğmadan okulu, eğitimi hayal edilir. Öğretmendir Zekeriya Bey. Sayılsın, aziz bilinsin diye Muazzez; ilim sahibi olsun diye İlmiye adını fısıldar kızının kulağına.

1919’da Yunan işgalinde İzmir’den yayan yapıldak, el ayak cıbıldak Eskişehir-Ankara; sonra Çorum’a göçerler. Anadolu dalgalanmaktadır içten içe. Sefalet ve yokluk içinde bir milletin ölüm kalım savaşı esnasında Çorum’da okula başlar. Bir süre sonra Hamide Hanım çocuklarının daha iyi eğitim alması için, “Bursa’ya gidelim.” der.

1924’te dönerler Bursa’ya ve “Bizim Mektep” adlı özel bir okula başlar. Okulda muhteşem bir kadro; evde kasket ve pantolon dikip kızının Fransızca ve keman dersini karşılayan bir anne; her an yanı başında olan bir baba; en başta yedi düveli alt edip cumhuriyet kuran bir önder… Sonuç: İlmiye.

1926’da “Bursa Kız Muallim Mektebi Sınavı”nı kazanır ve 1931’de bitirir. Eskişehir’e atanır, 4,5 yıl çalışır.

Bu arada dünya büyük bir kaosa doğru dönmektedir. Genç cumhuriyet, köklerini güçlendirirken 1933’te Almanya’dan sürülen, çoğunluğu Yahudi olan bilim insanlarının sığınağı olur. Bu göç, Türk Tarihi ve Dili üzerine önemli çalışmaların başlamasını sağlar.

1936’da AÜ/DTCF’de Sümeroloji’yi seçer. Fakültenin diğer bölümleri dolmuştur çünkü. Hititoloji Bölümü’ne kaydolur. Nazilerden kaçan Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock’tan Hitit Dili ve Kültürü; Prof. Dr. Benno Landsberger’den Sümer- Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürü derslerini alır. Hititoloji, Sümeroloji, arkeoloji alanında yetişir.

1940’ta mezun olur. Hocası üniversitede kalmasını ister; fakat o nişanlısının üniversitede kalamaması korkusuyla bunu istemez. O yıl Kemal ÇIĞ’la evlenir.

İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi’ne Belgeler Arşivi Uzmanı olarak atanır ve burada 33 yıl çalışır. Alman hocalarının eşliğinde arkadaşlarıyla Sümer, Akad, Hitit dilinde on binlerce tableti temizler, sınıflar, numaralandırır. Sümerologlara makaleler, kitaplar yazar ve bu alanda dünyaca tanınır. Akademisyenlik yerine müzede çalışması
hayatının dönüm noktasıdır.

Okuduğu çivi yazıları genç cumhuriyete, tarih ve kültür alanında yadsınamayacak yepyeni bir sayfa açmasını sağlar.
Yetmiş dört bin tabletin, çivi yazılı belgelerin, belgeliğini oluşturur. Üç bin tabletin kopyasını katalog yapıp yayımlar.

1972’de emekli olur, yurtdışına çıkar ve bir süre orada yaşar. Philadelphia Üniversitesi Müzesi Tabletler Bölümü Başkanı Prof. Kramer’le Sümer Edebiyatı’na yeni konular kazandırır, eksik bilgileri toplar. “Tarih Sümer ile Başlar”ı çevirir, çocuklar için “Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk”u yazar.

Başarının sırrına “çalışmak, okumak, gayret etmek” der. Hayat bir amaç için çalışmaktan başka bir şey değildir onun için. Sümerler de 5 bin yıl önce “Boş vakit geçirdin neye yaradı? Mademki biliyorsun neden öğretmiyorsun?” dememiş miydi? Bildiğini öğreterek paylaşarak kendisi ve dünyayla barışık olarak yaş üstüne yaş alır Sümer Işığı.

2000’de İstanbul Üniversitesi Fahri Doktora unvanı verir; “Sümerli Ludingirra” adlı eseri 2004’te İran’da basılır; 2005’te AKAD’dan Özgür İnsan ödülü alır.

2007’de “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı eseri nedeniyle yargılanır ve aklanır.

Meraklı ve çalışkan oluşu bir kraliçelik kazandırır zamanla. “Sümer Kraliçesi’’dir istemese de. O bilinmeyen bir kültürün araştırıcısı, okuyucusu, paylaşımcısıdır. Gözü yükseklerde değil; bilinmeyen bir medeniyetin aydınlatıcılarını geleceğe taşımaktır istediği. Taşır da…

Selam olsun bin yıllar öncesinden geleceğe köprü kurana!

Selam olsun kendisini yetiştiren

Cumhuriyet’in neferi olana!

Selam olsun hayatı olduğu gibi yaşamakta ve gerçeği olduğu gibi anlatmakta olana hâlâ!

Yazarın Diğer Yazıları
Gecenin Nemi Düştü Gözlerimize

İstanbul Bakırköy’de, 5 Nisan 1945’te doğar adını Türk müzik tarihine “Bay DADALOĞLU” olarak geçiren Muhtar Cem KARACA. Doğuştan uğrar “müzik” denilen bir fidana. Annesi tiyatro sanatçısı Toto KARACA, babası tiyatro kurucusu Mehmet KARACA olunca tiyatro ve müziğin beşiğinde sanatın ninnisiyle büyüyüp gelişir. Önce 14 yaşında ilk aşkının ilgisini çekmek için müzik yapar… Sonra umudunu iyiye, […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’in Kızları, Dünya Sultanları

Özgür, azimli, savaşkan ve muzaffer; hayatlarının ve kararlarının sahibi; kişilikli, korkusuz; çağdaş, eşit, yaratıcı ve güçlü; genç, güzel, özgüvenli ve zeki Türk kadınları bir araya gelirse ne olur? 1961’de ilk kez uluslararası maça çıkar, 1970 ve 1980’lerde adını duyurmaya başlar, 2000’den sonra da önemli başarılar elde ederek bizim Filenin Sultanları olurlar. 2003’te Ankara’da Avrupa Kadınlar […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku