Halil ERGÜN
Tüm Yazıları
Efsane

ve kırık bir efsanedir
her aşkın sonu

ey gönül
boyun vuran bir aşkın
buluşma yeri miydi aradığın
soramam
o pervasız tutkun
kükrerken can damarında
uzun bir yola çıkmıştın hani
ısırganlar dağlamıştı ürkek tenini
acının yüzü kızarsın diye
ateşe vermiştin dalgın ormanları
kaypak eşkıyalar sığınmıştı
gölgene

uzun bir yola çıkmıştın hani
sırtında
açgözlü hasretler yükü
tozdan dumandan bulutlar
kamçılamıştı
mağrur başını
çırpınıp haykırmıştın
kendi içine
beklesin beni aşk
dökmesin yaprağını
büyüsün

oysa bilmez misin ey gönül
gün gelir
coşkun denizler de uykuya dalar
ve her yaşamak
eskitir insanı
kelimeler tüketir
ve sen de unutma
kim bilir

kaç dayanılmaz durak yaşadın
avuçlarında
kaç esmer akşam
avuçlarında
bak hâlâ
sürülmedik tarlalar mahkûmusun
gel
artık çırılçıplak ol
dikleş kalbinle
tarih gibi kokla kendini
bak
dimdik anlatıyor alnın
bak dinle
iklimler bile konuşuyor
sahipsiz
ve kırık bir efsanedir
her aşkın sonu

Yazarın Diğer Yazıları
Tek Başına

ama gel gör ki dövünüp durmaz buyurgan hayat kalkışır her yenilmede dikleşir

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku