Can ERSAL
Tüm Yazıları
Maltepe’den Paris’e Onay Akbaş
Ana Sayfa Tüm Yazılar Maltepe’den Paris’e Onay Akbaş

Onay’la bundan kısa bir süre evvel Paris’ten yaptığımız telefon görüşmesinin ucu Maltepe’ye kadar uzandı. Maltepe’deki ressamların burada ürettikleri ve sanat adına Maltepelilerle birlikte yaşadıklarını anlattığı bu hikâyeler, bundan tam 39 yıl evvel 1980’li yıllarda başlıyor.

Sevgili dostum Onay’la bundan kısa bir süre evvel Paris’ten yaptığımız telefon görüşmesinin ucu Maltepe’ye kadar
uzandı. Maltepe’deki ressamların burada ürettikleri ve sanat adına Maltepelilerle birlikte yaşadıklarını anlattığı bu hikâyeler, bundan tam 39 yıl evvel 1980’li yıllarda başlıyor. O zor günlerde Maltepe’de atölyelerde sanatlarını
tuvallere işleyen ressamlar: Timur Çelik, İbrahim Çiftçioğlu, Yüksel Diyaroğlu, Arif Hikmet Erciyes, Bayram Gümüş, Aysu Koçak, Kasım Koçak, Mustafa Özel, Celal Özgenç, Ayşen Yıldırım, Burhan Yıldırım, Selahattin Yıldırım, Vural Yıldırım, Ahmet ( Onay ) Akbaş.

Onay’ın sanat yaşantısı ve mücadelesi ayrı birer hikâye. Sevgili Onay, 1964 yılında Fatsa’da doğdu. Yükseköğrenimini Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim bölümünde tamamladı. 1985 yılında Maltepe’de ilk atölyesini açarak profesyonel sanat yaşamına girdi. Burada daha sonra sanat çevreleri tarafından “Maltepeli Ressamlar” olarak
bilinen oluşumun kurucularından oldu. 1988 yılında Paris’e yerleşti. 1989 yılında Paris’te atölyesini açarak çalışmalarına başladı. Fransız Devrimi’nin 200. yılı kutlamaları çerçevesinde Paris Galerie Sero’da ilk kişisel sergisini açtı. Birçok karma sergide yer aldı. 1992 yılında Fransa’da Beaujolais Sanat Ödülleri’nde resim dalında birincilik ödülüne layık görüldü. 1995- 2005 yılları arasında Paris’te hâlâ devam eden Mac 2000 adlı sanat fuarının 11 yıl boyunca danışmanlarından ve katılımcı sanatçılarından biri oldu. 2003-2006 Paris’te Espace d’art contemporain L’autre adıyla kendi sanat galerisini açtı. 2007 yılında Fransa’nın görsel sanatlar dalında en prestijli sanat ödülü Marin’de jüri üyeliğine seçildi. 2010 yılında Fransa’da Türkiye yılı kutlamaları çerçevesinde Lyon Bianeli, Galerie Regard sud ve Galeri crous des Beaux-Arts Paris’te iki kişisel sergi gerçekleştirdi.

1988’den bugüne başta Art Miami, Art Zurih, Art Geneva, Strasbourg, Manif-seoul, Art Taipei-Taiwan olmak üzere dünyanın birçok sanat fuarında sergilere katıldı, birçok ülkede 50’nin üzerinde kişisel sergi açtı. Ayrıca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi 2014 Görsel Sanatlar Ödülü sahibidir.

Bu yazdıklarım sevgili Kardeşim Onay Akbaş’ın başarılarının sadece bir kısmı. Hepsini yazmaya kalksam hiçbir sayfaya sığdıramam. Resim sanatındaki ustalığının, mütevazılığının, dostluğunun, dik duruşunun yanı sıra, dünyaya
aynı pencereden bakmamız da benim en sevdiğim tarafı. İyi ki seni tanımışım Onay, iyi ki varsın sevgili kardeşim.

Yazarın Diğer Yazıları
Su’da Can Bulan Renkler

Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar,yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,anlamak gideni ve gelmekte olanı. NÂZIM HIKMET

Devamını Oku
Mukaddes Öğretmen

Öğretmenlik Mukaddes’tir. Mesleğinin kutsallığını adına koymuş bir öğretmen Mukaddes Hanım, öğrencilerinin arasın da olan oğullarını diğer öğrencilerden ayırmadan aynı disiplin ve ilgiyle yetiştirmiş, anne sevgisini tüm öğrencilere göstermiş bir eğitmen… Tüm meslek hayatında 6 Mayıs’ta sadece 3 günlük bir raporla ara verdiği işine emekli olun caya kadar durmaksızın ve izin almadan devam eden; hastalıkta da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku