Barış İNCE
Tüm Yazıları
Çorbada Tuzunuz Olsun
Ana Sayfa Tüm Yazılar Çorbada Tuzunuz Olsun

Bir çorbadan daha fazlası sloganını kullanan “Çorba Dayanışması”, genç okurlarına dayanışma ile ayakta kalma çabasını anlatan güçlü bir roman.

Bir çorbadan daha fazlası sloganını kullanan “Çorba Dayanışması”, genç okurlarına dayanışma ile ayakta kalma çabasını anlatan güçlü bir roman.

6 Şubat depreminden beri iyi değiliz. İyi olacağımızı da, iyi olmamıza gerek olduğunu da düşünmüyorum; hiçbir şeyin “iyileştirici gücü” olduğuna inanmıyorum. Sadece yapmamız gereken şeyler var ve bunlar bizi hayata
bağlayabilir. Dün yapmadıklarımızdan ya da eksik yaptıklarımızdan ders alıp davranışlarımızı değiştirmek, bugün yapmamız gerekenleri yapmak ve gelecekte yapacaklarımızı planlamak…

Depremden bu yana pek çok “uzman” bölge dışındaki çocukların haber izlememesi, olan biteni bilmemesi, duymaması görmemesi gerektiğini salık verdi. Bir ülkede 50 bine yakın insan hayatını kaybediyor, kalanlar çocuklarıyla başka şehirlere göçüyor ve ülkenin diğer tarafındaki çocukların bu olup bitenden haberi olmuyor! Burada esas mesele gerçeği gizlemek olmamalı, gerçeğin nasıl/ne kadar bildirildiği ve o gerçeğe dair ne yapıldığı olmalı. Bir çocuk, acının üstesinden gelmenin ancak insani sorumlulukları yerine getirerek mümkün olabileceğini bilmeli.

Bu düşünceler içindeyken tesadüfen önüme Ben Davis’in “Çorba Dayanışması” adlı kitabının “son okuma” işi geldi. Mert Doğruer’in duru bir dille Türkçeleştirdiği, Yağmur Yavaş Aydın’ın titizlikle editörlüğünü yaptığı, TUDEM etiketiyle raflarda yerini alan kitabın düzeltmenliğinde bana pek iş düştüğünü söyleyemem. Böyle olunca da kitaba kendimi daha fazla kaptırma fırsatı buldum diyebilirim.

Aslında hikâye, 13 yaşındaki Jordan’ın kanser tedavisi gördükten sonra, ailesiyle birlikte yeni bir mahalleye taşınmasıyla başlıyor. Jordan ve “Instagram fenomeni” olmaya çabalayan ablası, bu “sıkıcı” ortama alışmaya çalışırlarken, komik durumlara da düşüyorlar. Yazar Ben Davis, her zamanki mizahi üslubunu kitap boyunca konuştururken, nice çocuk yazarının aklına gelmeyen, basit ama yaratıcı bir kurguyu da buluveriyor: Kanser tedavisi gören Jordan, annesinin okula giderken beslenme çantasına koyduğu sağlıklı ama hamburger sever çocuklara lezzetsiz gelen çorbaları bir evsize veriyor. Bu eylem her gün tekrarlanıyor ve sosyal medya fenomeni olmaya çabalarken ‘sosyal aktivist’e dönüşen ablası Abby’nin radarına giriyor. Sosyal medyada video yayıldıkça tüm ülkelerde çocuklar bu dayanışmayı uygulamaya başlıyor. Tabii iş büyüdükçe karşı çıkan da çok oluyor, çocuk aklıyla bunları aşmaya çalışan Jordan ve ablasının başına nice komik macera geliyor.

Hikâye dediğimiz şey; kahramanın başına bir şeyler getirme, mümkünse çorap örme hadisesidir. Bu çorap basit iki düğümle de örülebilir, daha çetrefilli şekilde de… Nice çocuk yazarı bu örgüyü önemsemeden klasik temaları didaktik bir biçimde okura sunmayı deniyor: “Aslan kardeş, kaplumbağa kardeşe yardım etti ve ikisi de çok mutlu oldu.” Bu yapı bu şekilde yazıldığında klişenin ötesine geçmez, aynı yapı yardım öncesinde, esnasında ve sonrasında olan bitenle zenginleşir. Tüm bunlar okuru kimi zaman hüzünlendirirken kimi zaman güldüren olayları peşi sıra getirir.

“Çorba Dayanışması”nda, kemoterapi gören çocukların aynı odada oynadıkları küçük oyunlar, kurdukları arkadaşlıklar, dışarıdaki çocuklarla olan iletişimlerindeki bazı zaruri eksikler, dışlanmalar, kitabın hüzün tarafında
duruyor. Kitabı bir o kadar da gerçekçi kılıyor. Jordan, bu zorlu tedavi sürecinde tanıştığı Rio adlı kız arkadaşıyla “küçük iyilikler yapma” oyunu oynayarak, kemoterapi sürecinde kafasını boşaltmayı başarıyor. Bu küçük iyilikleri
sonrasında da bir ödev hâline getiriyor ve işte bir tesadüfle başlayan “Çorba Dayanışması” da bu ödevin yapılmasına vesile oluyor.

Ben Davis, bir çorbayla başlayan ve yayılan evsizlere yemek yardımı ağını gerçek bir olaydan esinlenerek kaleme almış. Bu ağ yayılırken; kampanyayı engellemek isteyen, evsizlerle insanların buluşmasını kendilerine tehdit gören, sosyal adalet talebine dönüşmesinden korkan, basını kendisine alet eden nice kişi de ortaya çıkıyor tabii. Neyse ki halk, bu iyi niyetli çocukları sahipsiz bırakmıyor. Ne kadar tanıdık değil mi? (Abby’nin evsizlere yardım etmeyen
market zincirlerinin önünde kendini zincirleyip bunu sosyal medyada duyurarak sonuç aldığı sahnelerdeki komik anlar, bu zor günlerde biraz da olsa çocukların yüzünü güldürecek diye umuyorum). Ancak zorluklar bitmiyor ve dayanışma mekânı, polis zoruyla boşaltılmak isteniyor. Tam da burada, hiç umulmadık birisi devreye giriyor ki Abby’nin sosyal medya diliyle söylersem, “daha fazla spoiler vermeyeyim.”

Bir çorbadan daha fazlası sloganını kullanan “Çorba Dayanışması”, genç okurlarına dayanışma ile ayakta kalma çabasını anlatan güçlü bir roman. Her şeyin bir anda değişmeyeceğini, acıların yok olmayacağını ve kimsenin hızla
iyileşmeyeceğini bile bile, sadece “çorbada tuzum olsun yeter” diyenlere… İnsan kalmak istiyorsak, o çorba kaynayacak arkadaşlar!

Yazarın Diğer Yazıları
Çocuklar İçin Edebiyat, Çocuklar İçin Kitap

Çocuk edebiyatı, uzun yıllar “çocukları anlatan yetişkin kitapları” zannedildi ülkemizde. Grimm ve Andersen masalları çevirilerinin ötesine geçmeyen çocuk edebiyatı, Milli Eğitim’in devrimci döneminde yapılan atılımlarla çeşitlendi. Edebiyatın zevk almak, hayatı tanımak, başkalarının hayatlarına duyulan merak kısmı çocuklar tarafından keşfedildi. Ancak zamanla hem eğitimcilerde hem ailelerde kitap dediğin bilgi verir anlayışı öne çıktı ve kuru bir […]

Devamını Oku
Hatıralarla Atatürk

Cumhuriyet’imizin 100. yılı ve kasım ayındaki Atatürk’ü anma haftası vesilesiyle kimi anekdotlar eşliğinde Mustafa Kemal Atatürk’ün zorlu yaşamından ve devrimlerle sonuçlanan mücadelesinden pek çok parça dinledik. Ben de İstasyon okurları için okuduğum hatırat kitaplarından, daha önce pek de aktarılmayan, kıyıda köşede kaldığını düşündüğüm bazı anekdotları bir araya getirdim. Cumhuriyet; yıllar süren savaşlar, göçler, ölümler üzerine […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku