Kubilay ERDELİKARA
Tüm Yazıları
Maltepe’de Başlangıçtır Umut
Ana Sayfa Tüm Yazılar Maltepe’de Başlangıçtır Umut

Maltepe’de Başlangıçtır Umut

Başkan’ım merhaba. İstasyonda mart sayımızdayız. Öncelikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüzü kutlamak istiyorum. Maalesef 6 Şubat 2023’te kötü bir güne uyandık. Siz bu süreçte neler hissettiniz?
Canan DÖNER: Başlamadan önce orada vefat eden tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, geride kalanlara şifa ve başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Umarım böyle bir afetle yeniden karşılaşmayız ve karşılaşsak bile çok daha hazırlıklı bir şekilde yakalanırız.

Maltepe Belediyesi üzerine düşen tüm görevleri ifa etmeye başladı gün doğmadan. Özellikle yakın çevremden nasıl bu kadar hızlı olunabildiğiyle ilgili çok fazla geri dönüş aldım ilerleyen günlerde. Bu acı olayda bir kez daha Başkan’ımız başta olmak üzere tüm belediye çalışanlarımızla, belediyemizin tüm birimleriyle, akabinde tüm Maltepelilerle gerçekten gurur duydum. Çalışmalarımızla ilgili detayları lütfen bizimle paylaşır mısınız?
C. D.: Hemen işimizin başına geçtik arkadaşlarımızla birlikte. Sabahın erken saatlerinde arama-kurtarma ekibimizi derhâl bölgeye sevk ettik. İlk giden ekiplerden oldular. Onlar çalışmalarına orada başlarken bizler hemen yardımlar için gerek kendi kaynaklarımızla gerekse Maltepelilere çağrıda bulunarak ihtiyaç duyulabilecek her şeyi toplamaya ve ayrıştırma işlemlerine başladık. Yalçın Kızılay Spor Kompleksi’mizde, bu çalışmalara 20 belediye personelimizle başlamıştık. Akabinde saatler geçtikçe malzeme yardımında bulunan Maltepeli gönüllüler çalışmalarımıza katılmaya başladılar. Özellikle de gençler… Z kuşağı diye isimlendirdiğimiz o gençler… Bir anda 100’lerce kişi etrafımızdaydı ve herkes bir işin ucundan tutuyor, kendiliğinden organize olarak, karınca gibi çalışıyorlardı. Hem gelen yardımları hem de oluşan bu gönüllü sayısını gördüğümüzde ikinci bir yardım istasyonu olarak Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’mizi de açtık. Sessiz ve saygılı bir ortamda yapılan çalışmalar, derin bir yas içerisinde 10 gün boyunca sürdü. Sadece o çalışmalar süresince 80’in üzerinde tır göndermiş olduk. Ben başta o gençler olmak üzere, emeği geçen herkese, yürekten teşekkürlerimi tekrar iletiyorum.

Siz bu röportajı yaptığımız dakikalarda deprem bölgesinden yeni geldiniz. Belediyemizin tüm kadın yöneticileri ile, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Hatay’daydınız…
C. D.: Maltepe’ye gelen depremzedelerle konuştuğumuzda, yüzlerindeki hüznü görüp anlattıklarını dinlediğimiz zaman Hatay’a gitmeye karar verdik. Deprem bölgesindeki kadınların yaşadıklarını, mücadelelerini
görürsek 8 Mart daha anlam kazanacaktı. Hemen hazırlıklarımızı yapmaya başladık. Tamamen kadın arkadaşlarımızdan oluşan bir ekip kurduk, depremzede kadınları az da olsa mutlu edecek, duygularımızı da ifade eden notları eklediğimiz bir paket hazırladık ve “Dayanışma İyileştirir” sloganıyla Hatay’a gittik. Ve gördük ki gerçekten dayanışma iyileştiriyor… Dünyayı her koşulda güzelleştiren tüm kadınların “Emekçi Kadınlar Günü” kutlu olsun.

Başkan’ım hani bir söz vardır “Kadın dokunduğu her şeyi güzelleştirendir.” diye. Bir yerel yönetimde kadın yönetici olarak gerek istihdamı gerek kadın yönetici ve meclis üyeleriyle örnek teşkil eden bir kurumun yerel yöneticisi olarak yerel yönetimlerde kadının önemi hakkında ne söylemek istersiniz?
C. D.: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki yerel yönetimler sınırları içerisinde yaşayan her insanın beklentilerini karşılamak ve o insanlara hak ettikleri gibi mutlu yaşayacakları bir şehircilik anlayışıyla hizmet etmek zorundadır. Bu amaç, cinsiyet farklılıklarıyla değişim göstermez. Fakat şu da bir gerçek ki kadın duyarlılığı ve hassasiyeti olayları ve işleri ele alış şeklini, çözüm ve sonuçlarda kendisini hissettirebilir. İşte bu noktada kadının hayata bakışı farklılığın etkenidir. Bakın dün Defne’de gördüğüm bir manzara bunun en çarpıcı örneğidir. Bir gecede insanların hayatı değişti. Büyük acılarla, eksiklik ve yoksullukla hayata tutunmaya çalışıyorlar orada. Ve bir kadın tüm olumsuz şartlara rağmen, çadırının önüne koyduğu bir çiçekle en azından kendisi için bir hayat motivasyonu oluşturmuştu. Kendisi için hayatı güzelleştirmenin yolunu arayan, imkân verildiğinde herkes için bunu yapmak ister.

Duyarlılık ve hassasiyet hususunda sanırım herkes aynı fikirdedir. Kadının etkisi sebep ve sonuçlarıyla bu kadar netken neden kadını hayatın her alanında daha çok göremiyoruz?
C. D.: Bu aslında bir farkındalık meselesidir. İnanıyorum ki bu farkındalığa yakın bir gelecekte toplumumuzun büyük bir çoğunluğu erişecektir. Toplum normlarımızda kadın maalesef bahşedilendir. Oysa kadının fikirlerine, duygusuna, hassasiyet ve disiplinine ihtiyaç duyulduğunun anlaşılması gerekmekte. Pozitif ayrımcılık yaparken bile cinsiyet eşitsizliğinin altını çiziyoruz farkına varmadan.

Peki Başkan’ım, Maltepe Belediyesi’nde farklı olan nedir? Kadın yönetici, çalışan ve meclis üyelerimizin sayı olarak fazla olması mı sadece?
C. D.: Elbette değil. Bizim; kadının toplum ve sosyal hayattaki gücünün farkında olan ve senin de az önce bahsettiğin gibi “kadının dokunduğu her şeyin güzelleşeceğine” inanan bir belediye başkanımız var.

Maltepe Belediyesi “İstasyon”undasınız. Kültür ve sanat dünyasına bir değer
kazandırabilmek adına İstasyon Dergi’nin ilk gününden beri çok emek verdiniz. Ve kültür müdürlüğünün planladığı tüm etkinlikler hep ilgi görüyor. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
C. D.: Bizim bir derdimiz var. Biz yaşayan, iz bırakan işler yapma gayretindeyiz. Başta belediye başkanımız Ali Kılıç ve tüm ekibi, kültür-sanatın iyileştirici ve geliştirici gücüne inanıyor. Ve bu inançla kültür-sanatı önemli bir hizmet olarak görüyoruz. Biz hafızasıyla yaşayan bir toplumuz. Geçmişten bugüne taşıdığımız, bizlere emanet edilen ve geleceğe miras bırakmak zorunda olduğumuz bir kültürümüz var. O kültürü yaşatmak, büyütmek ve paylaşmak için emek veren sanatçılarımız var. Yerel yönetimlerin bu sorumlulukla adım atıyor olmaları elzemdir. Kültür-sanat bir iş yükü değildir, ciddi bir şekilde ele alınması gereken sorumluluğumuzdur. Aksi hâlde biriken değil, tükenen oluruz. İşte bizim derdimiz de bu.

Kubilay ERDELİKARA: Zor bir göreviniz var. Enerjinizi, azminizi, emeğinizi sınırlarınızı zorlayarak görevinizi yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Sizi işinize bu kadar motive eden şey nedir?
C. D.: Umut… Benim motivasyonumun kaynağı umuttur. Ben güzel günlere umutluyum. İnsanımızın hak ettiği hayata sahip olabilmesine umutluyum. Yarınlar için güzel bir gelecek için umutluyum. İnsan neden mücadele eder? Umut kalbimizin en değerli hazinesi değil mi? Yaptığımız her işte, kurduğumuz her hayalde, yaşadığımız gerçekte umut olmazsa, her gün doğumunda aynı azim, aynı enerji ve aynı hevesle ayağa nasıl kalkabilir insan. Biz Defneli
kız kardeşlerimizle buluştuk. Onlara çiçeklerle gittik. Dayanışma hediyelerimizle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yanlarında olmak istedik. Ve bir küçük çiçeğin verdiği umut yüzlerinden okunuyordu. Şu an deprem bölgesindeki insanımızın içinde bulunduğu şartları kelimelerle ifade etmek çok güç. Konuşarak anlatmak yetersiz. Fakat onlar umutlular. Yeniden başlamak, yaraları sarmak ve acıları hafifletmek için umutlular. Unutulmamak için umutlular.

Başkan’ım biliyorum yoldan geldiniz. Sizi daha fazla yormak da istemiyorum. Fakat merak ettim; hiç umudunuzu kaybettiğiniz oldu mu?
C. D.: Herkes gibi… Ama biliyorum ki ben bir yolcuyum ve “İstasyon”da bekliyorum. Umut ise trendir. Beklemeyi bilene elbet gelecektir…

Yazarın Diğer Yazıları
İyi Ki Varsın Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı

Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, cesareti ve mücadelesiyle ülkemizin gurur kaynağı haline gelmiş durumda. Sahaya sadece oyun için değil, aynı zamanda bir milletin umutları ve heyecanıyla çıkıyorlar. Başarıları, adeta her sette, her smaçta ve her turnuvada yazılmış bir destan gibi. Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, uluslararası alanda büyük başarılar elde ederek, sadece voleybolun değil, aynı […]

Devamını Oku
İlk Kar

İstanbul’u kuşatan o gizemli beyaz örtü, ilk adımlarını attığı anda zaman sanki durmuş olur her yıl aynı ciddiyetle. Şehir, anahtarını yılın ilk karına bırakmıştır artık. Maltepe’nin sahili, caddeleri, tepeleri, kaldırımları, parkları… her biri kristal beyazıyla süslenmiştir artık. Ardı sıra yere düşen kar taneleri, şehir ışıklarında parlayarak gecenin sessizliğini renklendirirler. Her yılın ilk karı, insanın içini […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku