Derya ERKENCİ
Tüm Yazıları
O Kullanışlı Gülüş
Ana Sayfa Tüm Yazılar O Kullanışlı Gülüş

Sizi hep mutlu gösteren o kullanışlı gülüşü nereden satın aldınız?

Acılara ortak olacağım derken ola ola dramanın yönetmeni, seyircisi mi oldunuz yine? Hiç düşünmeden küstahça, kan donduran acıları fotoğraflardan çalıp çürümüş mecazlarla yeniden sunuyorsunuz bize. Bizde içini döken değil içine atan yurttaş makbuldür diye, devletin şefkatli eli bir türlü dokunamıyor kederimize. Sistem evse ben bir fareyim. Hayatımı sürekli saklanarak geçiririm. Kapanlardan kaçarım, kaçak rakı içerim gizlice zehirli kaşar peyniriyle. Faraşın tersini beynime indirdiler mi çok kolay ölürüm, zorluk çıkarmam ilgililere. Ta en baştan, hayatının yüzde kırkını size vergi olarak teslim etmiş vebalı ruhlarız biz. İstismarınız denize girdikçe sulanan berbat bir yaradır tenimizde.

Sizi hep mutlu gösteren o kullanışlı gülüşü nereden satın aldınız? TV kanallarınızda elinizdeki görüntülerden klipler hazırlarsınız hemen. Enkazı stilize etmek, ne de olsa medyanın biricik görevi budur. Her şeyini kaybetmiş insanların ruhlarını da ellerinden alırsınız fotoğraf kareleriyle. Görüntülerde sinsice kurgulanmış sınırsız acı pornografisi. Fonda korku filmi müzikleri, Omen mesela. Sanki bütün bu olup biten yıllar önce yaşanmış bir faciaymış gibi. Sanki çok eski zamanların, çok uzak bir diyarın felaketini bir türlü gelmek bilmeyen güzel günlerin ekranından izliyoruz. Mezarsız bedenler huzur bulamamış ruhlar gibi hâlâ yanımızda gezinirken üç günde belgeselleştirilip değersizleştirilen binlerce ölüm. Ne kadar rahatsınız bütün bunları yaparken. Sırf yekpare hazdan yapılma keyfiniz kaçmasın diye, hayatınızı masum acıları sıradanlaştırmaya adıyorsunuz.

Sizi hep mutlu gösteren o kullanışlı gülüşü nereden satın aldınız? İnsanlara değer vermezken onlarla aynı tanrıya mı inanırsınız? Tanrılar öldü işte ve fakat insan hala dimdik ayakta duruyor. Yayın akışında, herkesin gözlerinin önünde aile meclisi kararıyla boğdular tanrıyı. Adalet, ucuz saç spreyi kokan gündüz kuşağında sürreal programların hiç konuşturulmayan konuğu oldu. Zorbalık nasıl bir tiryakiliktir ki amfetamin yutmuş gibi çeneniz titriyor, elinizi kolunuzu nereye koyacağınızı bilemiyorsunuz soğukkanlı timsahların yayvan ağızlarını sahiplenip dehşetle sırıtırken. Ödünüz kopuyor yumuşak kabanız örselenecek diye. Sürünmeyi seçmişsiniz; üstelik ilelebet mağdursunuz, zamanın cinneti size riyakârlıktan başka seçenek bırakmıyor.

Sizi hep mutlu gösteren o kullanışlı gülüşü nereden satın aldınız? Hayat pahalılığı sizi güldürüyor mu? Enflasyon ejderhasının sırtına binen arsız iblis siz misiniz? Anlaşılan ayaklarınız yerden kesik. Belli ki sürekli hiçbir şey yokmuş gibi davranmanın kendine göre bir kafası var. İzleyin; market reyonları arasında, etiketlere boş gözlerle bakan zombiler gibi hiçbir şey alamadan geziniyoruz. Raflara uzanacak kadar bile gücümüz yok. Hayatı, birbirimizi severken kederlendiğimiz tuhaf ve yabancı bir yere dönüştürdünüz. Canlar ne kadar indirimli, ölüm ne kadar bedava; merhamet alçaklık karşısında sürekli değer kaybediyor. Neyse ki her meşakkat kendi içinde taklit edilemez bir zarafet barındırıyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Rutubetli Pasajlar

Her şeyin değerini yitirdiği o anlarda sevgi, vefa, hatıralar ve mutluluk, çocukluk hastalıkları ve insan psikolojisinin çıkışsız dehlizlerinde eriyip kaybolur. En eski karanlık geçmiş; kendisinden sonra gelen geçmişi yutar, yok eder. Bütün manayı emer. Hareket ve duygu, gergin diyalogların kurbanı olur. Samimiyet öldüğünde hatırası da silinir, hiç var olmamış gibidir. Herkes bir şey arar, bir […]

Devamını Oku
Ey Yas…

Ey yas, yaz beni. Ben ömrümce yasamadan duramadım ki. Tek bir harf farkla yitirdim sevme yetimi. Eğer gerektiği gibi tutabilirsem seni, belki yeniden bulabilirim kendimi. Kural bu, bir süre seninle yaşamalı biri. Şimdi oturup yasmaya çalışacağım. Sonra yatağa uzanıp yasacağım. Yas sıcağının soğuk cehenneminde uyumaya çalışacağım. Soracak bana “Kaç yasındasın?”, “Ne yastan geçerim ne de […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku