Şeyhmus DİKEN
Tüm Yazıları
“Bekle” Dedi Vedat Abi
Ana Sayfa Tüm Yazılar “Bekle” Dedi Vedat Abi

Kimi edebiyatçılar vardır ki eserleriyle vücut bulmakla kalmaz, toplumda değişim ve dönüşümün aktörleri olarak da genel kabul görürler

Vedat Türkali, bu tesbiti ziyadesiyle hak edenlerden. Romanlarını, senaryolarını bir tarafa bırakın! Sis şiirinin şairi Tevfik Fikret’e ithaf ettiği İstanbul şiirine bakın. Orada bir çığlık olduğu hemen hissedilir.

“Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi Bekle dinamiti tarihin Bekle yumruklarımız Haramilerin saltanatını yıksın Bekle o günler gelsin İstanbul bekle Sen bize layıksın” der.

Henüz 25 yaşında ve İstanbul’dan hayli uzakta yazmıştır şiiri. Bir yanıyla orda olan sevdiklerine özlem, diğer yandan da İstanbul’u kendi dünyasında oturttuğu edebi saygın yer vardır şiirde.

Nitekim bu İstanbul sevdası, o denli yer edecektir ki daha sonra yazdığı hemen bütün romanlarının hikâyesi, mekân olarak İstanbul eksenli olacaktır.

Mavi Karanlık gibi zorunlu ya da gönüllü Bodrum sürgünlerinde bile bir nevi kaçılan İstanbul vardır.

Yine Türkiye komünist hareketinin TKP üzerinden hikâyesi olan iki ciltlik Güven romanında da İstanbul üzerinden dünyanın bir dolu yeri yurdu vardır.

Epey oldu, unutmadım. Diyarbakır sanat sokağında büyük ve güzel bir kitabevi açılmıştı. Vedat Türkali’nin imzası vardı. Bir Gün Tek Başına’yı okumuş ve imzalatmak için kitabevine gitmiştim. Eli sarılıydı, yanında bir genç kadın oturuyordu. Kitabını imzalatmak isteyenlerin sorup adını yazıyordu, sonra da önceden hazırlanmış imza yerine mühür basıyordu. Şaşırmış ve biraz da üzülmüştüm.

Çok zaman girdi araya. Üstat Yaşar Kemal’in birinci ölüm yıldönümü anması için İstanbul’daydım.

Vecdi Sayar’la buluşup Vedat Abi’nin ziyaretine gitmeye karar verdik. Vecdi önce telefon açtı. Kendisiyle ilgilenen hanımefendi ile görüştü, müsait olduğunu söyleyince Cihangir’deki evine gittik, oturduk sohbet ettik. Arada Vecdi rica etti, Hayk Açıkgöz’ünkendisine armağan ettiği Nâzım’ın gömleğini görmek istediğimizi. Gömleği de gördük. Çaylar kurabiyeler.. Arada Diyarbakır’ı, Kürtleri sordu. Anlattım…

Kitabını bu kez imzaladı hem de elleriyle. Çok yaşlanmıştı. Zor duyuyordu. Ama konuşurken kararlılığında zerre zafiyet yoktu ve gözleri ışıl ışıldı.

Dedim ki Vedat Abi Diyarbakır’daki arkadaşlar, senin bir kitabını Kürtçeye çevirip basmak istiyorlar. “Sevinirim, çevirsinler. Hatta bütün kitaplarımı çevirsinler.” dedi. Abi, yalnız telif ödeyemezler, deyince anında cevabını verdi;
“Kürtçe çeviriden telif mi istenirmiş?”

Kendisine ziyaretimizi Yaşar Kemal anmasının hemen ertesi günü 1 Mart 2016’da yapmıştık. Altı ay sonra da 29 Ağustos’ta kaybettik.

Hayatı, geçtiğimiz koca yüzyılın entelektüel ve edebi bir miktar da sol siyasal kimliklerin panoramik sinemasal tarihi gibidir.

Ruhu şad olsun Vedat Abi’nin…

Yazarın Diğer Yazıları
Bir Kale Şehir Seslenince!

Hafızam yanıltmıyorsa birkaç yıl önceydi! Esk, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay Ağabey’le Diyarbakır İçkale’deki Arkeoloji Müzesi’ni dolaşırken 12.500 yıllık Körtiktepe kazılarında çıkan buluntuların önünde durduğumuzda dönüp demişti ki; “Bakan’ken bu kazıdan çıkan küçücük bir heykeli elime aldığımda gözyaşlarımı tutamamıştım. 12.500 yıllık bir esere dokunmuştum.” (Yeri gelmişken Körtiktepe, Göbeklitepe’den beş yüz yıl daha eskidir.) Tarihle hemhal olmak […]

Devamını Oku
Rilke Bugüne Seslenirken

Elimdeydi ve ihtiyaç duydukça açıp bir bölüm okuyordum Rilke’den. Okuduğum bölümdeki bir dize misali cümle, sade aklımda değil, dilimdeydi de: “Fakir insanlar düşüncelere dalmışlarsa, onları rahatsız etmemek gerekir. Belki aradıklarını bulurlar.” Bulurlar mıydı? Belki! Bunca kargaşa-kaos düzen(sizliğ)inde arayadursunlar bakalım. Umarım bulurlar(dı). Tam da bu ruh hali ve şair Malte’nin şiirsel metni ile hemhal ve kitap […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku