Yaşar SEYMAN
Tüm Yazıları
Mayıs Ayların Gülüdür
Ana Sayfa Tüm Yazılar Mayıs Ayların Gülüdür

Bazı aylarda öyle güzel günler vardır ki o günler uğruna bir yaşam adanır.

Mayıs ayı da hüzünle coşkunun harmanlandığı bir aydır. Baharın kendini duyumsattığı, çiçeklerin açtığı, doğanın filizlendiği, renklendiği, ruhun tazelendiği aydır mayıs… Sabahattin Ali’nin Mayıs şiiri ile yenilenir, tazelenir, coşarım, taşarım.

“Mayıs, ayların gülüdür,
Taze bir çiçek dalıdır,
İçerim ateş doludur,
Mayıs’ta gönlüm delidir.”

1 Mayıs işçinin birlik, dayanışma ve emek bayramıdır. İşçi ve emekçilerin tüm dünyada kutladığı bayram, aynı zamanda bir mücadele günüdür. Bir ömür, işçi bayramı  bayram tadında yaşansın diye mücadele ettik.

1 Mayıs işçi bayramı, ülkemizle yıllarca bir yalanla perdelendi. Lise yıllarımızda bahar bayramı, duvarları yazdığımız, afişler astığımız, mitinglere koştuğumuz yıllarda yasak, emekçi olduğumuz günlerde işçi bayramı olarak yıllar sonra yasallaştı. Bu kez de emeğin bayramı yeri Taksim emekçilere yasaklandı. 1 Mayıs’ı hep sancılı, sızılı kutladık. Yasal bayram olmasının üstünden on üç yıl geçti yine de yasaklardan, barikatlardan kurtulamadık. Kanlı 1 Mayıs, 1977’den bugüne Taksim Meydanı’na ölen işçilerin anısına bir anıtın yapılmasını yıllardır söylüyor ve yazıyorum. Umarım bu önerim dikkate alınır. Bizim için Taksim emeğin bayram yeridir.

6 Mayıs Hıdırellez

Anadolu halk geleneğinde 6 Mayıs Hıdırellez’dir. Sevenlerin, özlem çekenlerin kavuşma günüdür. 6 Mayıs’ın, Hıdırellez gününün benim için hem kavuşma hem ayrılık günü olacağını nereden bilebilirdim… Taze bir bahar dalıydım… Her yıl olduğu gibi o Hıdırellez’de de beyaz kâğıtlara gerçekleşmesini istediğim dileklerimi  yazıp gül ağacının altına bıraktım…

6 Mayıs Üç Fidanın İdam Gecesi

Sabaha karşı annemin mutfaktan gelen ağlama sesleriyle uyandım. Perdeyi aralayıp dışarı baktım. Gün ağarmamıştı henüz. Evimizin bulunduğu sokaktan tek tük arabalar geçiyordu. Üzerimde bir ağırlık vardı. Susuzluktan dilim damağım kurumuştu. Kötü düşler görmüştüm. Hıdırellez sabahı böyle mi uyanacaktım… Annemin ağlama sesleri kesik kesik sürüyordu. Mahallemizde yine biri ölmüştü demek ki… Hep böyle olurdu. Ya bir gece yarısı telefonu gelir ya sabah erkenden kapı çalınır, mahalleden birinin ölüm haberi verilirdi. Babam ve annem birlikte, sabahı beklemeden ölü evine koşarlardı.

Yatağımdan toparlanıp kalkmaya çalıştım. Ne kötü düşler görmüştüm!.. Acılı bir Ankara sabahı başlıyordu… Anneme koştum. Babamla birlikte balkona geçmişlerdi. Annem, beni görünce sesini daha da yükseltti. Babam, sessiz ağlıyor, gizlediği gözyaşlarını elinin tersiyle silmeye çalışıyordu. Sarıldım anneme, “Ağlama annem, yeter!” dedim. Mezarlıklar müdürü Alişan Amca’dan söz ediyorlardı. Hiçbir şey anlamadım. Üstelik hangi akraba ya da mahallelinin öldüğünü de söylememişlerdi henüz. “Kim ölmüş anne!” diye sordum. “Astılar kızım; bu gece Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i astılar!..”

O ana dek sessizce ağlamaya çalışan babam, hıçkırıklar içinde arka odaya geçti. Annemin sıcacık kucağında buz gibi oldum birden. Bir acı düğümlendi boğazıma, ağlayamıyordum, konuşamıyordum. Babam, beni önemser; karşısına oturtup her şeyi anlatırdı. Biraz sakinleştikten sonra “Gel kızım” diyerek tane tane anlattı. Babam, Altındağ’ın Çalışkanlar Mahallesi’nde muhtardı. Ben uyuduktan sonra polisler gece gelmiş, evimizin kapısını çalmış. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararlarının o gece infaz edileceğini bildirerek aynı mahallede oturan Mezarlıklar Müdürü Alişan Canpolat’ın evini sormuşlar.  Her şeyi anlamıştım. Bir öfke doldu içime. O öfke ile kalkıp gül ağacının dibine koştum. Dilek kâğıtlarımın hepsini yırtıp attım… Bana Hıdırellez gecesinin armağanı bu mu olacaktı… Artık Hıdırellez günleri benim için anma günleri oldu. Bir daha gül ağacının dibine dilek kâğıtları bırakmadım. Bir gencin gençlik tepkisi işte! Ülkeyi yönetenler, üç fidanımızı idam ederek Hıdırellez gülüne kan damlatmış, bizi ve ülkemizi yaralamışlardı…

14 Mayıs 2023 Anneler Günü

Dünyada da ülkemizde de anne olmak çok zordur…

Bizim ülkemizde yönetenler; ‘Anayasa’ derler, yaptıkları çağdışı anayasalar ile anneleri utandırırlar. Anayurt’ta anaları ağlatır, ağıtlar yaktırırlar. “Ana dili dillerin hasıdır,” der ve yasaklarlar. Ana haberlerde günde üç kadının erkek şiddetinde öldüğü haberi akşam lokmamıza kan doğrar. ‘Anadolu,’ derler her taraf erkek doludur. Kısacası annelerimizin derdi bitmez tükenmez. Bizde anneler hem çocuk doğurur hem de çocuklarının acısından doğarlar. Böyle yüzlerce anne vardır. Bunlara en güzel örnek Fadime Göktepe’dir.

Sabahattin Ali’den tüm annelere armağan:

“Uzakta kuşlar seslenir;
Gönlüm genişler beslenir;
Yaşamağa heveslenir.
Mayıs’ta gönlüm delidir.”

Bu yıl ülkemizde anneler günü 14 Mayıs seçim günü ile buluştu. Yaşamın yükünü çeken annelerimiz, anneler gününde ülkemizin yarınlarını aydınlığa çıkarmak için oylarıyla destan yazacaklar. Otuz iki milyon kadın ülkemizin kaderini değiştirecektir. 6 Mayıs saygıyla andığımız gün, 1 Mayıs ve 19 Mayıs uğruna yaşam boyu mücadele edeceğimiz, kutlayacağımız günlerdir. Selam olsun bu günleri mücadeleleriyle yaratanlara!

Yazarın Diğer Yazıları
Umut Kadınların Elinde

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur. Bu kitaptan çok etkilenir ve […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’imizin 100. Yılında Bir Cumhuriyet Öğretmeni

Atatürk, gündüz cephede savaşırken akşam ise çadırında Çalıkuşu’nu okurdu. Çalıkuşu’nu okuyup bitirdiğinde, “Biliyor musunuz dün gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okudum, çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu, genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. (İsmet İnönü) Sonra da sizler okuyun” demişti… Bu da bizim Altındağ’ın Efsane Feride Öğretmeni… Onun da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku