Nebahat AYHAN
Tüm Yazıları
Puduhepalar Güneşten Doğar
Ana Sayfa Tüm Yazılar Puduhepalar Güneşten Doğar

Barışın, aydınlığın; iyiliğin, güzelliğin; onurun ve medeniyetin savunucusu çağımızın PUDUHEPA’sı, 1935’te İstanbul’da doğar. Babası Fasih Galip Bey, annesi evlenince Leyla adını almış İsviçre kökenli Lilimina Reimann’dır.

Bir çatı altında hiçbir şeyin gizli kapaklı kalmasını istemeyen, asıl gücün sabır ve nezaketin birleşiminden doğduğuna inanan, inançla çalışmanın ödülünün mutlaka alındığının bilincinde olan güçlü, asil bir terbiyenin ve Cumhuriyetin Kızı’dır TÜRKAN. 1946’da Kandilli İlkokulunu, 1953’te Kandilli Kız Lisesini bitirir. Henüz tıp öğrencisiyken sevdaya yakalanıp 1957’de evlenir. İki oğuldur bu evliliğin meyvesi. 1963’te İstanbul Tıp Fakültesini bitirir. 1964-1968 yılları arasında SSK Nişantaşı Hastanesi’nden Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığı’nı alır.

Başasistanlığı 1968’de İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’nda başlar. 1971’de İngiltere’de İngiliz Kültür Heyeti’nin bursuyla ileri eğitim görür. 1972’de doçenttir. 1974’te Fransa’daki ve 1976’da İngiltere’deki kısa süreli çalışmalardan sonra 1976’da cüzzam çalışmalarına başlar; Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nı kurar. 1977’de profesör, 1981’de Lepra Hastanesi’nin başhekimidir.

İÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı’nı, Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü’nü yürütür.

1990’da oluşturulan “İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kuruluşunda müdür yardımcılığı ve Kadın Sağlığı derslerinin koordinatörlüğünü yapar. Dermatoloji Kliniği öğretim üyesi olarak 2002 yılı sonuna kadar çalışır, 2002’de emeklidir. 2006’ya kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün lepra konusunda danışmanlığını yapar. Uluslararası Lepra Birliği’nin kurucu üyesi ve başkan yardımcısıdır.

Avrupa Dermato Veneroloji Akademisinin ve Dermatopatoloji Laboratuvarı’nın, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Poliklinikleri’nin kurulmasında yer alır. 1981-2002 yılları arasında Sağlık Bakanlığı İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliği’ni yapar.

1989’da Atatürk ilke ve devrimlerini korumak, geliştirmek, çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşmak amacıyla Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucuları arasında yer alır ve uzun süre Genel Başkanlığını yürütür. Sivil toplum örgütlerinde görevler alır. 1990’da “Öğretim Üyeleri Derneği”ni kurar ve ilk dönem II. Başkanlığı’nı yapar. 1995’te Kandilli Kız Lisesi Kültür ve Eğitim Vakfı’nın, 1995’te kurulan Türkiye Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı’nın kurucusu ve başkanıdır.

İngiltere, Amerika ve Hindistan’da onur üyesi seçilir ve ödüllere layık görülür. Kuvayi Milliyeci, çağdaş, üstün hizmetli, ilkeli, başarılı, en iyi eğitimci, en yürekli kadın, demokrat, barışçıl, paylaşımcı ve iyi kalpli aydın İnsan… TEK ve TEK BAŞINA TÜRKAN..

18 Mayıs 2009’da vefat ettiğinde ÇYDD’nin, TÜRKÇAĞ ve KANKEV’in, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nın gönüllü emektarıdır..

Herhangi bir kadın değil de Türkan olmak öncelikle irade ve ideal gerektirir. Elini cüzzamlılara uzatan, ekmeğini yetimlerle paylaşan ve kazancını kardelenlere adayan; “Mutlu olmak için çok şey gerekmez.” sözüyle şafağa uyanan ve uyandırandır. Umudunu hayallerini katık edip büyüttüğü bahçesinin her fırsatta talan edilme tehlikesiyle karşılaşmasına rağmen gücünü her dem vatan toprağına adayandır.

Eyyy çağdaşlığımızın PUDUHEPA’sı, Ataerkil sistem kendi tahtını kendiyle korurken bir şeylerin değişmesi elbette zordur; acılı, yorgun, bitkin düşürülen coğrafyamızda.

Ama “Vazgeçersek hiçbir şey değişmez.” Her birimiz Anadolu’da MÖ 14. yüzyılda yaşamış küçük bir kızın kendine verdiği sözü vermeliyiz kendimize. “Ben Puduhepa. Kimseler bilmezken ben okuyacağım. Bilge insanlar gibi ben de yazacağım. Büyük insanlar gibi düşüneceğim. Yoluma çıkan engelleri aşacağım. Yıldızlar şahidim, sözüm söz olsun!” diyerek vazgeçmeksizin değiştirmeli dönüştürmeli, güzelleştirmeli ve iyileştirmeliyiz bir şeyleri. “Kimse köşesine çekilmemelidir, hiç kimsenin buna hakkı yoktur!” Medeniyetin insanı sevmekle başladığının mührünü cehaletin karanlığına vurmalıyız.

Her kadın gibi sevindiğin, sevildiğin, üzüldüğün, yüreğinin acısını ara ara özünden süzdüğün anlar elbette yok değildi. Bir sevdaya yol arkadaşı olmak ve aynı anda ideallerini gerçekleştirmeye çalışmak belki en kolay belki de en zor işiydi yaşamının ve her ikisini de bulduğunda TÜRKAN içre TÜRKAN’sın. Karanlıklar, iyilik çiçeklerinin açmasını engelleyemez. İyilik çiçekleri, sütüne meleklerin üflediği insanların emeğiyle açar her zaman. Emekse onurlu ve asil sevdaların her şeyi değiştiren dönüştüren yegânesidir. Kardelenler de yegânenin yegânesi değil midir? Ve onları gereken aydınlığa ulaştıran TEK ve TEK BAŞINA TÜRKAN.

Eyyy çağdaşlığımızın PUDUHEPA’sı, Güneş, umuttan doğmaktadır hanidir ve öğrendik; Cumhuriyet kadını olarak ölmeye hakkımız yok; IŞIMALIYIZ!

Evren hiç kaçar mı emzirmekten güneşi? O güneş ki yıldızlaşır karanlığın bağrında her bir kardelene bölerek kendini ve her biri bin PUDUHEPA olarak doğurur binlerce güneşi.

Yazarın Diğer Yazıları
Gecenin Nemi Düştü Gözlerimize

İstanbul Bakırköy’de, 5 Nisan 1945’te doğar adını Türk müzik tarihine “Bay DADALOĞLU” olarak geçiren Muhtar Cem KARACA. Doğuştan uğrar “müzik” denilen bir fidana. Annesi tiyatro sanatçısı Toto KARACA, babası tiyatro kurucusu Mehmet KARACA olunca tiyatro ve müziğin beşiğinde sanatın ninnisiyle büyüyüp gelişir. Önce 14 yaşında ilk aşkının ilgisini çekmek için müzik yapar… Sonra umudunu iyiye, […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’in Kızları, Dünya Sultanları

Özgür, azimli, savaşkan ve muzaffer; hayatlarının ve kararlarının sahibi; kişilikli, korkusuz; çağdaş, eşit, yaratıcı ve güçlü; genç, güzel, özgüvenli ve zeki Türk kadınları bir araya gelirse ne olur? 1961’de ilk kez uluslararası maça çıkar, 1970 ve 1980’lerde adını duyurmaya başlar, 2000’den sonra da önemli başarılar elde ederek bizim Filenin Sultanları olurlar. 2003’te Ankara’da Avrupa Kadınlar […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku