Nasuh MAHRUKİ
Tüm Yazıları
Dijital Dünya Doğal Dünya
Ana Sayfa Tüm Yazılar Dijital Dünya Doğal Dünya

Hepimiz bugünün dünyasında -kaçınılmaz olarak- giderek artan bir şekilde teknolojiyle ve dijital ortamla iç içe yaşıyoruz.

Özellikle teknoloji kullanmayı reddetmeyen herkes akıllı telefon kullanıyor. Bugünün dünyasında teknolojiyi hayatımızın dışında tutmaya çalışmak doğru olmayacaktır ama hayatımızı sadece teknolojinin sunduğu imkanlara indirgemek de öyle…

Önemli olan hayatı dengeli yaşayabilmek. Hem teknolojinin sunduğu imkanları, fırsatları, konforu, güvenliği, gelişimi yaşayabilmeliyiz hem de asıl özümüz olan doğadan kopmamalı ve her fırsatta açık alanlara, doğaya, ormana, denize, göle, ırmağa, kampa gidebilmeliyiz…

Gelişen teknolojinin cazibesi ortada. Özellikle analog dünyayı hiç görmeden, deneyimlemeden bir anda rengarenk, hızlı, her an yepyeni ve akıl almaz şeylerin ortaya çıkabildiği, inanılmaz dijital dünyanın içine doğan çocuklar, bu cazibeye yenik düşebiliyorlar ve giderek daha fazla, o renkli ve çok seçenekli dünyada olmak istiyorlar…

Teknoloji bağımlılığı ve bunun olumsuz sonuçlarından biri olarak, hareketsiz bir hayata ve dengesiz-sağlıksız beslenmeye bağlı obezite ve sağlık sorunları, bugünün dünyasında yalnızca gençleri değil her yaştan herkesi yakalayabilen bir tehlike…

Doğa bilinci veren, doğayı sevmeyi, korumayı, doğada güvenli hareket edebilmeyi öğreten, doğayı güvenli ortamlarda deneyimleten, doğanın, diğer bütün parçalarıyla birlikte ayrılmaz bir parçası olduğumuzu fark etmemizi sağlayan, her tür doğa aktivitesi, yürüyüş, kampçılık, doğa sporları veya yaz mevsiminin en güzel aktivitelerinden doğa kampları, hayatımızda giderek daha çok yer kaplayan teknolojinin hareketsiz yaşam, asosyallik, obezite gibi olumsuz etkilerini dengeleyebilmek için de en güzel fırsatları sunuyor…

Doğada tüm duyularımızın ve kabiliyetlerimizin birlikte kullanıldığı bu deneyimler, yeni yerler keşfetmemizi, yeni arkadaşlıklar kurmamızı, kendi içimizde henüz keşfetmediğimiz güçlerimizi ve heyecanlarımızı tanımamızı da sağlıyor…

Doğa en büyük ve en gerçek öğreticidir. Doğanın ritmini ve döngülerini anlayan ve bu sayede, varoluşun karmaşık yapısını olmasa bile basit düzenini anlayan insanlar daha sağduyulu, daha olgun ve daha duyarlı olurlar. Çocukluğundan beri doğadan kopmadan yetişen bireyler bu kavrayışa daha kolay ulaşırlar…

Doğa, özgürlük duygusunu alabildiğine yaşayabileceğiniz geniş alanlar, hayal gücümüzü alabildiğine geliştirecek deneyim fırsatları sunar. Bu deneyimler yaratıcılık, problem çözme, daha az kaynakla daha çok iş görebilme becerilerinin gelişmesini de sağlar. Alıştığımız güvenlik çemberinin dışında çeşitli zorluklara meydan okumayı, riskleri azaltarak ve önlem alarak riskleri yönetmeyi ve riskle yaşamayı da öğretir. Doğada insan, gücünün ve haddinin bilincine vararak hem özgüvenli hem alçak gönüllü olmayı öğrenir…

Yazarın Diğer Yazıları
ERKEĞİ KADINDAN ÜSTÜN GÖREN TOPLUMLAR GERİ KALMAYA VE KAYBETMEYE MAHKÛMDUR

Bunca çok, başarılı ve çağdaş sürdürülebilir örneğe rağmen, laikliği hâlâ benimseyememiş, dini kurallarla yönetilen ve toplumsal hayatını dine göre düzenleyen ülkelerin en önemli sorunu kadına ve kadının toplumsal hayatın içindeki yerine bakışıdır. Kadın ve erkeği günlük hayatın içinde birbirinden uzak tutmasıdır. Daha doğdukları andan itibaren kız ve erkek çocuklarının yetiştirilmesinde, ayrı sınırlar ve ayrı özgürlükler […]

Devamını Oku
BAŞÖĞRETMEN Atatürk

“Cumhurbaşkanı olmasaydım, Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim.” sözü, Atatürk’ün eğitime verdiği önemi göstermesi bakımından çok anlamlıdır. Kendi eğitimine ve kişisel gelişimine küçük yaşlardan itibaren büyük önem veren ve, “Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” diyen Atatürk’ün, kendi gibi milletinin eğitimine de özel […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku