Yaşar SEYMAN
Tüm Yazıları
Anadolu’dan Dünya Tutulan Işık
Ana Sayfa Tüm Yazılar Anadolu’dan Dünya Tutulan Işık

Gökyüzünde beyaz bir güvercin süzüldü
yazı masama, Doğu’ya giden bir bulut
kümesinin ardına düştüm…

Küme küme giden bembeyaz bulutların seyrinde düşünce dünyama ışık tutanlar, okuduğum kitapları yazanlar kulağıma üfledi. Herkesin düşünce dünyasında aydınlanma mücadelesi başlatanlar vardır. Benim de… Söz konusu Anadolu Aydınlanması olunca Hacı Bektaş Veli, aklıma da gönlüme de ışık tutar.

Onun bilime, edebiyata, kadınlara yönelik düşünceleri ışığında yürümeyi çok severim. Onu sadece bir inanç önderi görenlere güler geçerim. Söz konusu yüzyıl 13. yüzyıldır. 13. yüzyıl edebiyatı,yazı dili, anonim özellikler taşıyan Battalnâmeler, Dânişmendnâmeler, Saltuknâmeler ve Dede Korkut Hikâyeleri olarak ve çağa damga vurur. 13. ve 14. yüzyılların önemli bir özelliği de bu dönemde tasavvuf inanışının hızla yayılarak şiirin kaynağı olur

Türkistan’da Ahmed Yesevi ile başlayan düşünsel ve tasavvufi yolculuk Anadolu’da Hacı Bektaş Veli ile yaşam bulur. Bozkırı düşünceleriyle mayalamaya gelen Hacı Bektaş Veli ve ondan el alan Yunus Emre 13. yüzyıla ışık tutarlar. Bu iki gönül insanı birbirinden beslenerek, çoğalarak düşünceleri ile Anadolu’yu aydınlatmak için mücadele eden, birbirini izleyen ve bütünleyen bir zincirin halkalarıdır.

Hacı Bektaş Veli’nin, 13. yüzyıldan 21. yüzyıla süre gelen düşünce pırıltıları, bilime, edebiyata, kadınlara yönelik sözleri, şiirleri bugün de Anadolu’yu aydınlatmayı sürdürüyor. Önemli olan UNESCO anımsatmadan onu düşünceleri ve edebi anlayışıyla dünyaya taşımaktır

  1. yüzyıl edebiyatı, dili, kaynakları ne yazarsa yazsın, o yüzyılda Anadolu bozkırındaki zorluklar öyle açık öyle net görünüyor ki. Yine de annesinin yönlendirmesi ile Hacı Bektaş Veli ile görüşen Yunus Emre, bugün Türkçemizi besleyen kaynaklardan biridir. Yunus Emre’nin sevgi dili Hacı Bektaş Veli’nin insan sevgisinin izdüşümüdür. Duru, berrak, derin anlamlar taşıyan şiirleri o yıllarda başlayan aydınlanma düşünceleri akıl cebinden süzülerek günümüze ulaşır ve ışıldatır

Hacı Bektaş Veli’nin her sözü bir yaşamı besler, yol gösterir.

Beni etkileyen öyle güzel sözleri vardır ki: Kimi yol haritama kimi de kalemimi besleyip pınarlar gibi akmasına kaynak olur.

Örneğin; 13. yüzyılda “Kadınlarınızı okutun.” diyen düşünür, yol arkadaşı Kadıncık Ana için “Eşiniz mi?” diye sorulduğunda “Eşitim.” diyecek kadar çağdaş bir insandır.

Bugün en çok sevdiğim sözlerinden birine yoğunlaşmak istiyorum.

“Okunacak en büyük kitap insandır.” Bu sözü ilk duyduğumda düşünce dünyam aydınlandı. 20. ve 21. Yüzyılda “Önce insan,” diyenler 13. yüzyıl karanlığında okunacak en büyük kitap insandır diyen düşünürü niye dünyaya tanıtmakta geç kalır.

Kitap okumayı bilmek kolay da insan okumak çok zordur.

Ernst R. Hauschkam diyor ki: “Okuma ve yazmayı öğrenmenin insana ne yararı var ki? Düşünmeyi başkalarına bıraktıktan sonra…”

Hacı Bektaş Veli’yi inanç dünyasına hapsederek en büyük haksızlığı ülkemize, kendimize yaptığımızın ayırdına ne zaman varmayı düşünüyoruz. 13. yüzyılda Anadolu aydınlanmasına katkısı yadsınmaz Hacı Bektaş Veli’nin düşüncelerini çağdaş dünyayla buluşturmadığımız gibi onu bize UNESCO anımsatıyor. Batı’daki reform ve Rönesans yani ‘Yeniden Doğuş’ 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşmeye başlıyor. Biz değerlerimizi dünyaya sunmadığımız için Batılılar, Doğu Kültürü deyince ülkemizi atlayıp İran üzerinden Hindistan’a uzanıyorlar…

Hacı Bektaş Veli, “Dili, dini ne olursa olsun iyiler iyidir.” diyerek evrensel bir kandil yakıyor. Dostluk ve barışı kucağında aslan ve ceylan ile simgeleyen Hünkâr dünyaya bir barış güvercini yolluyor. Bizler dünyanın gereksinim duyduğu bilime, edebiyata, kadına, dostluğa, barışa vurgusunu yaşam ilkemiz yapmalı, yazmalı, gönüllü tanıtım elçisi olmalıyız.

Hacı Bektaş Veli, iyiliğin, sevginin, dostluğun, barışın içindeki umuttur.

Bu gönül bahçesine girebilene aşk ola…

Yazarın Diğer Yazıları
Umut Kadınların Elinde

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur. Bu kitaptan çok etkilenir ve […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’imizin 100. Yılında Bir Cumhuriyet Öğretmeni

Atatürk, gündüz cephede savaşırken akşam ise çadırında Çalıkuşu’nu okurdu. Çalıkuşu’nu okuyup bitirdiğinde, “Biliyor musunuz dün gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okudum, çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu, genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. (İsmet İnönü) Sonra da sizler okuyun” demişti… Bu da bizim Altındağ’ın Efsane Feride Öğretmeni… Onun da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku