Zafer KÖSE
Tüm Yazıları
Önemli Değil ki…
Ana Sayfa Tüm Yazılar Önemli Değil ki…

Kısa film…

KİŞİLER
KASİYER 1, KASİYER 2, ORTA YAŞLI ADAM,
GENÇ ADAM, YAŞLI TEYZE, SİVRİ BEY, YAŞLI ADAM

SAHNE 1, MARKET, KASALAR
KASİYERLER rutin ama canlı hareketlere ürünleri barkod cihazına okutmaktadırlar. Hoş geldiniz.
Poşet ister misiniz? Dııt, dıt, dıııt. (Film boyunca
ilgili ilgisiz yerlerde sıkça bu barkod ve kasa açılma
–çştrtrçt- sesleri, dış ses olarak duyulur.)
KASİYER 1 (DIŞ SES)
Hadi be teyze, biraz hızlı hareket et. Azıcık
sportif olur insan canım, bak, hamlamışsın.
Yaşlı kadın alışveriş arabasının içinden ürünleri
çıkarırken zorlanmaktadır.
KASİYER 1 (DIŞ SES)
Ha, ha, ha. Nasıl espri yaptım ama. Hadi,
bant yürütme pedalına basacağım, seni
bekliyorum.
Biz devam edelim Amca Bey.
KASİYER 1
(Orta yaşlı adama bakarak) Poşet istemiş
miydiniz? (Dııt, dıt, dıııt)
ORTA YAŞLI ADAM
I-ıh.
KASİYER 1 (DIŞ SES)
Hımm. Gerek yokmuş. (Dııt, dıt, dıııt) Peki.
ORTA YAŞLI ADAM
(Kredi kartını çıkarır. Hafif bir gülümsemeyle) Temassız ödeme hanım kızım.
KASİYER 1 (DIŞ SES)
(Barkod okutmaya devam eder, hem neşeli
hem aldırmaz havadadır.)
Temassız ödemeymiş, kızımmış. (Dııt, dıt,
dıııt) Ben oluyorum yani o. Hanım kızıymışım bu amcanın.

SAHNE 2, MARKET İÇİ
Bir alışveriş arabası ilerlemektedir. Arabayı
GENÇ ADAM itmektedir. Arabanın tekerleği, içine
konan eşyalar: ay çiçeği yağı, krem peynir, yumurta
paketi… GENÇ ADAM durup bazı raflarda ürünlerin fiyatlarına bakar. (Fonda market kasa sesleri ve
KASİYER 1’in iç sesi duyulur.
(DIŞ SES) Tamam, şekerim, amcacım. Buyurun,
şuraya okutun lütfen. Bu da bitti. ‘çştrtrçt’. Sıra
geldi teyzeye.

SAHNE 3, MARKET, KASALAR
KASİYER 1 (DIŞ SES)
Nihayet teyzeciğim…
KASİYER 1
Hoş geldiniz.
KASİYER 1 (DIŞ SES)
Ona teyze demeyeceğiz tabii. Hanımefendi. Ya da bir hitap sözcüğü kullanmasak da
olur. Hoş geldiniz yeterli. O kadar kasiyerlik
eğitimini boşuna mı aldık? İki gün.

SAHNE 4, KASALAR, MARKET İÇİ
KASİYER 2, kalkıp kasanın yanındaki satın
alınmaktan vazgeçilmiş ürünleri kucaklar, raflara
yerleştirmeye başlar. SİVRİ BEY (Yetkili biridir. Kıyafeti diğerler çalışanlardan farklıdır.) kasiyeri yanına
çağırır, bir şeyler konuşurlar. KASİYER 2 eşyaları
rafa koymaya devam eder.
Bu arada, KASİYER 1’in iç konuşması devam
etmektedir (DIŞ SES) Hoş geldiniz ayrı yazılır. E,
edebiyat öğretmenliğinde boşuna mı okuduk o
kadar. Milletin aldığı ürünlerin barkodunu kasaya
okuturken 17. yy. İngiliz edebiyatı lazım olmuyor
ama onları da öğrendik işte. (Dııt, dıt, dıııt) Poşet
ister misin teyze? Yani hanımefendi. Misiniz… İster
misiniz? Ay ne komik! Nasıl da gülüyor sevimli
teyze. Alt tarafı poşet istemez diyecek.

SAHNE 5, MARKET İÇİ
Marketin içinde alışveriş yapan birkaç kişi daha
vardır. İçeriye yeni girenler, diğer kasadaki işlemini
tamamlayıp dışarıya çıkanlar.
GENÇ ADAM, diğerleri arasında sıradan bir
müşteridir; krem peyniri arabadan alıp rafa geri
koyar, süt, çay alır. Bir kadına uygun hediyelik bir
şey alır eline. (Sevimli-ucuz bir kolye.) Fiyatına bakar, sevecen biçimde ‘olsun’ anlamında baş işareti
yaparak arabaya koyar.
Marketteki görüntülere KASİYER 1’in sesi eşlik
eder. (DIŞ SES) Yakında edebiyat öğretmenliği kadrosu açılacakmış. E, geçen yıl da açılmıştı. (Dııt, dıt,
dıııt) Bu sefer de öyle umutlanmayayım, atamam
yapılacak diye. Çok da önemli değil. Burada çalışıyorum işte. (çştrtrçt) Bu da güzel iş. Güzel işmiş.
Öyle diyor bizim ağabey. Kendi ağabeyim değil
tabii, ama akrabamız. Mağazanın depo sorumlusu.
Amiri yani.
SİVRİ BEY’in elinde bir dosya vardır, ciddi tavırlarla rafları kontrol eder, KASİYER 2’ye bir ürünün
etiketini gösterir. (Marketteki müşterilerin ve çalışanların sesleri duyulmaz, hareketlerine KASİYER
1’in dış sesi –ilgisiz de olsa- eşlik eder.)
(DIŞ SES) Ailede birisi öyle lakap takmış. Ben de
küçüklüğümden beri Sivri Abi derim ona. İnce uzun
tipinden dolayı değil aslında; davranışları, kararları
hep sivriydi de ondan. (Dııt, dıt, dıııt, çştrtrçt) Diğer
çalışanların yanında öyle demeyecekmişim. Burası
işyeriymiş. Peki. Ben de Sivri Bey diyorum çalışanların yanında. Nasıl kızıyor. Diğerleri gülünce o da
kızmamış gibi gülüyor. Herkes ondan Sivri Bey diye
söz ediyor artık. Dıt, dııt, poşet alacak mısınız, dııt.
Hoş geldiniz beyefendi, bu arada. Unutuyorum
bazen, önce hoş geldiniz diyeceğim, sonra poşet
istiyor musunuz? Poşeti sormasak da olurmuş.
GENÇ ADAM alışverişe devam eder. Bir boya
kalemi seti görünce, uzanıp alır. İlkokul çocukları için
olduğu bellidir. Bir şey hatırlamış gibi veya bir kararı
onaylar gibi bir baş hareketi yapar. Fiyatına bakar.
Biraz yüzü ekşir. Boya kalemi setini arabaya koyar, az
önce aldığı hediyelik eşyayı çıkarıp rafa geri bırakır.
(KASİYER 1, DIŞ SES) Birazdan çıkacağım. Saat üç buçuğa geliyor. (Dııt, dıt, dıııt, çştrtrçt) Eve
gittiğimde teyzemler de gelmiş olur herhalde. Yani
kuzenim… Ne güzel. Ama şu uyuşuk teyze yüzünden, paydostan önce bir türlü boş kalamadım.

SAHNE 6, KASALAR
GENÇ ADAM kasaya gelip ürünlerini banta
çıkarmaya başlar.
KASİYER 1 (DIŞ SES)
Bak, bir kişi daha geldi, sıra bitmedi yine.
Diğer kasa da boş kalmadı pek. Of, bunun
peşinden bir kişi daha geldi. Moruk herif!
Çok lazımdı tam bu dakikada bir müşteri!
Yerime gelecek kasiyer de ortalıkta yok
henüz.
GENÇ ADAM barkodu okutulan ürünleri poşete doldurmaktadır. KASİYER 1’in
beklediğini görünce aceleyle kredi kartını
çıkarır.

SAHNE 7, MARKET İÇİ
Alışveriş yapan annesinin yanındaki çocuk, raftan bir paket bisküvi alır, arabaya koyar. (KASİYER
1, DIŞ SES) Sıradaki şu moruk, göğsüme mi bakıyor?
Yine? Dur, çaktırmadan kontrol edeyim, düğmem
falan açılmış olmasın. Yok. İyi, devam.

SAHNE 8, KASALAR
KASİYER 1
(Pos cihazını hafifçe iter.) Temassız ödeme
için şuraya lütfen.
(DIŞ SES devam eder.) Hadi be abi, biraz
hızlı, senden sonraki şu moruğu da okutayım, bir müşteri daha gelmeden hemen
kalkayım. Nöbetçi kasiyer de nerde kaldı!
A, işte orada benim ağabey. Sivri Bey!
Seslensem mi?

SAHNE 9, MARKET İÇİ
SİVRİ BEY, gözü raflarda, dolaşmaktadır. (KASİYER 1 DIŞ SES) Sürem doldu, diye bir işaret yapayım
da sıradaki kasiyer geciktiyse yerime başkasını
göndersin. Çözüm bulsun. Karışmam der kesin.
İşine gelmeyince depo sorumluluğu dışında bir işe
karışmaz. İşine gelince de mağaza yöneticisinin
yardımcısıyım der. (Dııt, dıt, dıııt, çştrtrçt.)
Zaten eski sivriliği de kalmamış hiç. Çalışmaya
başladıktan sonra herhalde, her geçen yıl biraz
daha mıymıntı bir tipe dönüşüyor. Niye bana bakıyor? Seslendim mi yoksa? Böyle içimden konuşmak
oyunu da bazen tehlikeli oluyor ha.

SAHNE 10, KASALAR
Kredi kartı işlemine onay gelmediği için, KASİYER 1 tekrar giriş yapıp GENÇ ADAM’a uzatır.
Adam, kartı tekrar okutmadan önce, şaşırtıcı bir
olayla karşılaşmış gibi hareket yapar.
KASİYER 1, DIŞ SES
Bizim Sivri Abi de amma atıyordu ha.
Öğretmenlik atamam yapılmayınca…
Olsunmuş. Başka iş bulurmuşuz. Kolaymış. İş çokmuş. Bula bula kendi çalıştığı
mağazada kasiyerlik buldu bana. O da beş
ay uğraştıktan sonra.
KASİYER 1
(GENÇ ADAM’ın uzattığı kredi kartını alır.)
Olmadı mı?
GENÇ ADAM
Hatlardan mı falan acaba olabilir mi
acaba?

SAHNE 11, MARKET İÇİ
Markete yeni girenler, alışverişe devam edenler… (KASİYER, DIŞ SES) Peki, müşteri bey, bir
dakika, tekrar gireyim, bir daha okutun. A, yine mi
olmadı. Bakayım. Ah be abi, genç adam. Yani beyefendi. Hatlarla falan ilgisi yok, yanıt geliyor, kredi
kartınıza onay gelmiyor. Yani olumsuz yanıt geliyor.
İyi iyi, hadi, uzatmayın, tamam, şuraya bırakın.
Geçen gün ödeme yapmış da, dün kullanmış, sorun
yaşamamış da… Hep böyle gereksiz açıklamalara
girişirler, kredi kartı sorunu ortaya çıkınca. Bana ne
ki! Zaten paydos saatim 4 dakika geçti.
Sıradaki. Buyurun beyefendi, alayım sizinkileri.
Hadi… E, be moruk, göğsüme bakacağına önüne
bak! Hadi, bir kişi daha gelmeden seni göndereyim
de kalkayım buradan.
Alışverişe devam eden kadın, az önce çocuğunun arabaya koyduğu bisküviyi fark eder. Hemen
alır, çocuğa uzatır, götürüp rafa geri bırakmasını
söyler. (Seslerini duymayız.) Çocuk hayal kırıklığıyla
hareket eder.
Tamam, ağabeyciğim, genç adam. Öyledir mutlaka. Sen şimdi kredi kartı sorununu çözer, hemen
geri gelirsin. Yok, beyefendi, burada tutamam, ben
birazdan onları raflarına geri götürürüm. (Dııt, dıt,
dıııt, çştrtrçt.) Önemli değil. Ne olacak, canım, paydostan sonra bir de senin ödeyemediğin ürünleri
raflarına geri yerleştirmekle uğraşırım. İyi akşamlar
beyefendi. Yine bekleriz.
Poşet de mi istiyorsun moruk bey? Peki, buyurun. A, nakit mi, iyi bari. Hadi tamam, iyi akşamlar.

SAHNE 12, KASALAR, MARKET İÇİ
KASİYER 1 (DIŞ SES)
(Yerinden kalkıp ürünleri raflarına geri
yerleştirmeye başlar.)
Aslında bu ay çekirdeğini yerine hiç koymayayım. Kasadan geçirip alayım. Anneme.
Kadıncağızın tek eğlencesi. Bu akşam
sevdiği dizi var, seyreder. Çıtlatır.
SİVRİ BEY, ürünleri raflarına yerleştiren
KASİYER 1’e yaklaşır.
(KASİYER 1, DIŞ SES) Ay, mağaza sorumlusu bey! Size görünmeden çıkacaktım. Baş
selamı, sırıtma. Tamam. Normal. İçimden
konuşuyorum zaten. Hem niye ürküyorum
ki, iş için kalktım yerimden sonuçta.
KASİYER 1
Şu malzemeleri yerleştiriyorum da…
SİVRİ BEY
Yine mi ödemede sorun çıktı?
KASİYER 1
Evet, kredi kartı onayı gelmeyince müşterinin, şey oldu. Ben de, nasılsa kimse yok
kasada sırada diye, şey yapayım dedim.
Raflarına.

SAHNE 13, MARKET İÇİ
Markete yeni girenler, alışverişe devam edenler… (KASİYER 1, DIŞ SES) Ya, nöbetçi kasiyer
gecikecek mi? Üç saat mi? Ay, ne olacak canım,
tabii, ben devam ederim. Ne canım’ı… Koca yöneticiye! Sivri Abi. Beyefendi. Lafı mı olur. Evet, doğru
söylüyorsun, bu ara çoğaldı biraz, onay gelmeyen
kredi kartları falan. (Dııt, dıt, dıııt, çştrtrçt.) Nasıl
da sevindim şimdi. Sürpriz mesai. Mıymıntı. Abi.
Ne güzel bir gün!

SAHNE 14, KASALAR
KASİYER 1, (DIŞ SES)
Diğer kasada da müşteri kalmadı. Aslında ben çıksaydım ya. Yöneticim beyefendim, bak, boş duruyorum kasada, burada. Nasıl da canım sıkıldı şimdi. En iyisi şu çekirdeği çıtlatayım. Dııt. Okutayım önce. Parasını da ödeyeyim. (Barkodu okutur, parasını kasaya koyar.) Nakit. Yok, poşet istemem. Ay ne komik, kendi kendime. Kasada bir şey atıştırmak da yasak ama. Çaktırmadan… Boş da duramıyor ki insan. (Dııt, dıt, dıııt, çştrtrçt.) Bir şeyleri kafasına takıyor. Hep şu, kredi kartına onay gelmeyen abi yüzünden. Sahi, ne olacak onun hâli? Düzenli bir iş bulsa kendine. Çalışmaktan mıymıntıya dönüşse. Kart ödemelerini aksatmasa.

SAHNE 15, MARKETİN DIŞI, KALDIRIM
Marketten çıkan insanlar. Kaldırımda yürüyenler. İleride evler, sokaklar. Dııt, dıt, dıııt, çştrtrçt.

Yazarın Diğer Yazıları
Güzel Bir Yıl İstiyoruz, Yaratacağız!

İçimizde yeni bir umut gibidir, yılbaşını kutlama saadeti. Henüz büyümemiş olan en güzel çocuğun, henüz girmediğimiz en güzel denizin, henüz yaşamadığımız en güzel günlerin varlığını bilmenin bahtiyarlığıdır. Nazım okuru olmanın bilincidir. Yüzyıl gibi veya saat gibi zaman ifade eden terimleri, tabii ki insanlar uydurdu. Üretim ilişkilerinin gelişmesi ve hayat mücadelesinin karmaşıklaşması nedeniyle ihtiyaç duyuldu bunlara. […]

Devamını Oku
Hepimiz Birimiz İçin

Asaf, on bir gündür babasının gözlerini üzerinde hissediyordu. Aslında daha önce de bazen böyle olurdu. Okulda bir matematik problemini çabucak çözdüğünde, bunu gören babasının gurur duyduğunu hayal ederdi. Hele bu dönem okullar açıldığından beri, okulda babasının takdir edeceği başarılar elde etmeyi daha çok önemsiyordu. E, sekizinci sınıfın dersleri hiç kolay değildi. Futbol oynarken de kenardaki […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku