Yaşar SEYMAN
Tüm Yazıları
Cumhuriyet Bir Kadın Devrimidir
Ana Sayfa Tüm Yazılar Cumhuriyet Bir Kadın Devrimidir

Cumhuriyet’i var eden kadınlar, Cumhuriyet’in var ettiği kadınlar bizim kadınlardır. Cumhuriyet kadındır… Cumhuriyet’in kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk, Kuruluş ve Kurtuluş sürecinde hep kadınlarla birlikte yürümüştür. Cumhuriyet öncesi de sonrası da kadınlarla yürüdüğü yolda en önemlisi onlarla çalışmayı içselleştirmiş bir liderdir. Kurtuluş Savaşı sırasında ona inanan kadınlar; Anadolu’nun her köşesinde, her konumda eğitimli, eğitimsiz cephede […]

Cumhuriyet’i var eden kadınlar, Cumhuriyet’in var ettiği kadınlar bizim kadınlardır.

Cumhuriyet kadındır…

Cumhuriyet’in kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk, Kuruluş ve Kurtuluş sürecinde hep kadınlarla birlikte yürümüştür. Cumhuriyet öncesi de sonrası da kadınlarla yürüdüğü yolda en önemlisi onlarla çalışmayı içselleştirmiş bir liderdir. Kurtuluş Savaşı sırasında ona inanan kadınlar; Anadolu’nun her köşesinde, her konumda eğitimli, eğitimsiz cephede ya da cephe gerisin de mücadeleleriyle tarih yazmışlardır. Günümüz kadını her kadın hakları konuşmasında Kastamonulu Şerife Bacı’yı ve yazar Halide Edip Adıvar’ı örneklemeden geçemez, geçemem.

Kastamonu kentimizin uğradığı sel felaketinde şöyle bir tivit attığımı anımsıyorum: “Şerife Bacı’nın, Kastamonu’suna ve Kastamonululara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” Kurtuluş mücadelesi veren yiğit kadınlarımız ruhumuza sinmiş, gönül meclisimizdeki yerlerini çoktan almıştır. Hangimizin her Erzurum seslenişinde Milli Mücadele kahramanımız Üsteğmen Fatma Seher Erden nam-ı şerif “Kara Fatma” dilinden dökülmez ki…

Halide Edip Adıvar, hem kalemiyle hem de mücadelesiyle Mustafa Kemal’in yakın yol arkadaşıdır. Hatta rivayet odur ki savaş sürerken Mustafa Kemal, bir gün kendisine, “Halide, bu yaşadıklarımızı not alıyorsun değil mi?” diye sorar. Cumhuriyet kurulduktan sonra yıllarca edebiyat dünyamıza ölümsüz eserler verir. Fransız Devrimi sonrası kadınların erkek ismiyle kitaplar yazmasına karşın -ki buna en güzel örnek George Sand’dır- bizim aydınlanma devrimi sonrası Halide Edip Adıvar kendi ismiyle kitaplarını yazmıştır.

Ülkemizde açılmasına karar verilen ‘Dünya Yazarlar Örgütü’ kısa adı PEN’in ilk kadın başkanı olur. Halide Edip Adıvar’dan bugün PEN Başkanı Zeynep Oral’a… Bu yazımı PEN Ankara Temsilcisi sevinciyle yazıyorum. Atatürk’ün Cumhuriyet sonrası kadınlara yönelik birçok sözü gibi şu sözü de akıl cebimizdedir: “Yeryüzünde gördüğünüz tüm güzelliklerin yaratıcısı kadınlardır.” 5 Aralık 1934 yılında “Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı” tanıyarak dünyadaki birçok ülkeye örnek olur. Batı’nın gelişmiş, çağdaş demokratik ülkelerinden bile onlarca yıl önce bu hakkı kadınlara tanıyarak dünyaya Türkiye’nin geldiği düzeyi göstermiştir. Kadın devrimini gerçekleştirdikten hemen sonra her alanda kadınların ses vermesini arzular, bunun gerçekleşmesi için elinden geleni yapar, gerektiği yerde cesurca radikal adımlar atar.

Cumhuriyet’i duyurduktan sonra erkekler ile özgür birey olan kadınların farklı uzmanlık alanlarında ilk olmalarını önererek destekler, toplumsal uğraşlarında yol haritalarını özenle izler. Buna en güzel örneklerden biri ilk kadın avukatımız Süreyya Ağaoğlu’dur. Birçok alandaki ilk örnek kadınlarımızı saygıyla anıyor, yolumuzun kutup yıldızı olduklarını söylüyor, yazıyoruz. Değişimin Kalbinde Kadınlar Kadınlar için 5 Aralık 1934 anlamlı bir tarih olarak künyemize yazılır. O gün kadınlara “Seçme ve Seçilme Hakkı” tanınmıştır. “Birçok Avrupa ülkesinden önce ülkemizde bu hak kadınlarımıza verildi.” beylik tümceleri ülkeyi yönetenlerden çokça duyuyoruz. Avrupa ülkelerinden önce verildiği gerçek bir tümce, gerçek olmayan bu hakkın verilmesi değil tanınmasıdır. Cumhuriyet’in kurucu lideri MustafaKemal Atatürk bu devrimi kadınlarla gerçekleştirdi. Kadınlar Kurtuluş ve Kuruluş aşamasına katkı koydular. Alın teri döktüler, sevdiklerini kaybettiler. Eğitimli kadından eğitimsiz kadına her birinin unutulmaz katkı ve emekleri oldu, can verdiler.

Bunu gören Atatürk; “Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim’ diyemez.” (21 Mart 1923) Cumhuriyet’imizin ilki olan kadınlarımız hep anımsanır, genç kuşaklara anlatılır ya da yazılır…

SÜREYYA AĞAOĞLU

Türkiye’nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır. Atatürk, Süreyya Ağaoğlu’na avukat olmasını önermekle yetinmeyip onun toplumsal yolculuğunu özenle izlemiş ve yüreklendirmiştir. İngilizce ve Fransızca bilen Ağaoğlu, avukatlık uğraşı içinde olduğu yıllarda çok sayıda uluslararası konferansta ülkesini temsil eder. 1946’daki girişimleri sonucu İstanbul Barosu’nun Uluslararası Barolar Birliği’ne üye olmasını sağlar. 1946-1960 arasında bubirliğin tek kadın yönetim kurulu üyesi olarak tarihteki yerini alır.

Yine bir ekim ayında dünyanın en büyük barosu olan 144 yıllık İstanbul Barosu’na ilk kadın başkan seçilen Avukat Filiz Saraç, bir hakkı çok zarif teslim ederek, kutup yıldızının Süreyya Ağaoğlu olduğunu paylaştı. Bugün Cumhuriyet’in 100. yılında ne yazık ki hâlâ ilkleri ve tekleri sayıyoruz. Erkek hükümet, erkek siyasi partiler, erkek sivil toplum örgütleri egemenliği içinde bir tek DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu varlığını sürdürüyor.

Anadolu desek de ne yazık ki her yer erkek dolu!

Günümüzde kadın mücadelesi yaşam mücadelesine dönüşmüştür! Kadınlar adına hep umutluyum, umutlu olmalıyız…

Birçok alanda kadınlarımız başarı öykülerini yazdırmayı sürdürüyor. Bu karabulutları hep birlikte bereket yağmurlarına dönüştürmeliyiz. Örgütlerimizle bütünleşip, sorumluluklarımızın bilincinde, çağdaş bireyler olarak dayanışma içinde haklarımıza sıkı sıkı sarılmalıyız. Kadınlar değişim ve dönüşümün en önemli dinamiğidir.

Kadınsız toplum renksiz ve dilsiz toplumdur! Annelerimize armağan edemediğimiz demokrasiyi gençlerimize armağan etmeliyiz. Cumhuriyet’imizin sonsuza değin yaşaması için mücadelemizle umut çiçekleri açtırmalıyız…
Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kutlu olsun.
Nice nice yıllar görelim…
Cumhuriyet kadındır, inanıyorum dünyayı kadınlar değiştirecektir!
Cumhuriyet’in 100. yılını Filenin Sultanları taçlandırmıştır!

Yazarın Diğer Yazıları
Umut Kadınların Elinde

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur. Bu kitaptan çok etkilenir ve […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’imizin 100. Yılında Bir Cumhuriyet Öğretmeni

Atatürk, gündüz cephede savaşırken akşam ise çadırında Çalıkuşu’nu okurdu. Çalıkuşu’nu okuyup bitirdiğinde, “Biliyor musunuz dün gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okudum, çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu, genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. (İsmet İnönü) Sonra da sizler okuyun” demişti… Bu da bizim Altındağ’ın Efsane Feride Öğretmeni… Onun da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku