Nazım ALPMAN
Tüm Yazıları
Cumhuriyet ilan olundu!
Ana Sayfa Tüm Yazılar Cumhuriyet ilan olundu!

Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımı olarak Samsun bilinmesine karşın, Kastamonu’nun İnebolu ilçesi daha işlevsel bir öneme sahiptir. Bir anlamda “Kurtuluş Savaşı’nın İskelesi” olarak görülür. İstanbul’dan gizlice ayrılıp Anadolu’ya geçmek isteyenlerin varacakları ilk durak kesinlikle İnebolu olmak durumundaydı. Ankara’ya ancak İnebolu’dan güvenli olarak gitmek mümkündü. Bağımsızlık mücadelesine katılmak için yanıp tutuşan İstanbullu gençlerden dört kişilik bir ekip […]

Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımı olarak Samsun bilinmesine karşın, Kastamonu’nun İnebolu ilçesi daha işlevsel bir öneme sahiptir. Bir anlamda “Kurtuluş Savaşı’nın İskelesi” olarak görülür. İstanbul’dan gizlice ayrılıp Anadolu’ya geçmek isteyenlerin varacakları ilk durak kesinlikle İnebolu olmak durumundaydı. Ankara’ya ancak İnebolu’dan güvenli olarak gitmek mümkündü.

Bağımsızlık mücadelesine katılmak için yanıp tutuşan İstanbullu gençlerden dört kişilik bir ekip de İnebolu’ya varmak, oradan da Ankara’ya geçmek üzere İstanbul’dan ayrılmaya karar vermişlerdi. 1 Ocak 1921 Sirkeci rıhtımında vatansever gençleri uğurlamaya gelenler arasında Vakit gazetesi sahibi Hakkı Tarık Us da vardı. Diğeri de tarih öğretmeni olan Emin Ali Çavlı idi. Gençlere bir uyarı yapmayı da ihmal etmiyordu:

“Mustafa Kemal’in izinden ayrılmayın! Anadolu’da türlü cereyanlarla karşılaşacaksınız. Hiçbirine uymayın. Sözümü dinlerseniz bütün yollar önünüzde açılacaktır.” Bu kadar önemli kişilerin yolcu etmeye geldiği bu gençler kimdir?

Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Vâlâ Nurettin ve Nâzım Hikmet, Milli Mücadele’ye katılmak için Sirkeci rıhtımına bağlı eski bir vapur olan Yeni Dünya ile başka isimler üzerine düzenlenmiş sahte izin belgeleriyle Karadeniz’e açılmışlardı. İnebolu’ya vardıklarında dört şair, iki sivil ve bir resmi giysili komiser tarafından karşılanmışlardı. Dört saatlik sorgu sualden sonra serbest kalınca salaş bir otele kendilerini atmışlardı. On beş gün yarı aç, yarı tok bekledikten sonra dört şairden ikisi “geçer not” alarak Ankara’ya yürüyerek gitme hakkı kazanmışlardı. Bu “şanslı” gençler Nâzım Hikmet ve Vâlâ Nurettin idi! Yusuf Ziya ve Faruk Nafiz’in sicilleri sorunlu çıkmıştı. Yusuf Ziya’nın Alemdar gazetesinde yazması, Faruk Nafiz’in Damat Ferit’ten nişan alması “seciyesizlik” için yeterli sayılmıştı. İstanbul’a geri yollanmalarına karar verilmişti. Nâzım ve Vâlâ çileli bir yolculuktan sonra Ankara’ya vardıklarında üst düzey yakınları ve tanıdıkları aracılığıyla Mustafa Kemal Paşa ile tanıştırılırlar. Büyük Millet Meclisi’ndeki görüşme sırasında Paşa onlara “bazı genç şairler gibi mevzusuz şiirler yazmamalarını, gayeli şiirler yazmalarını” öğütler.

Bu bilgiler değerli araştırmacı Haluk Oral’ın “Nâzım Hikmet’in Yolculuğu” adlı kitabında yer alıyor. Oral sonra şöyle devam ediyor: Nâzım Hikmet yıllar sonra o görüşmenin kendi üzerindeki etkisi Kurtuluş Savaşı Destanı’nda şu dizlerle anlatacaktır: Sarışın bir kurda benziyordu/ Mavi gözleri çakmak çakmaktı! Nâzım Hikmet Mustafa Kemal Paşa’yı yakından görmüş elini sıkmıştır. İki genç şair daha sonra Bolu’ya öğretmen olarak atanacaklardır. O tarihte Vâlâ Nurettin 20, Nâzım ise 19 yaşındadır. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak yaktığı bağımsızlık ateşi böylesine büyük bir devrim heyecanı yaratmıştı. Ona duyulan güven ve bağlılık zafere olan inancı körüklüyordu. Herkes bunun farkında mıydı?

Pek sayılmaz. Kurtuluş Savaşı en nihayetinde düşmanların yurttan atılmasıyla sınırlıydı. O yüzden Büyük Taarruz’dan dört ay önce (Nisan 1922) Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’in sona eren “Başkumandanlık yetkisini” uzatıpuzatmamak konusunu tartışıyordu! (Doğan Avcıoğlu-Milli Kurtuluş Tarihi) Uzun tartışmaların sonunda bu “sorun” da çözülecekti. Büyük Taarruz, Büyük Kumandan’ın önderliğinde Afyon’dan başlayacak, İzmir’de de zafere ulaşacaktı. Kurtuluş Savaşı’nı taçlandıran Cumhuriyet’in ilanıysa ilk günlerde yeterince farkındalık yaratamamıştı. 30 Ekim 1923 tarihli gazetelerin manşetlerinde “Kars’ın düşman işgalinden kurtuluşu” yer alıyordu. Birinci sayfalarda çift sütunluk küçük haberin başlığıysa şöyleydi:

“Cumhuriyet ilan olundu!”

Yazarın Diğer Yazıları
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku
Umudumuz Kadınlar!

Kadın Voleybol Milli Takımı -yaygın adıyla Filenin Sultanları- 2023 yılında bir Dünya Şampiyonluğu üstüne de bir Avrupa Şampiyonluğu kazandılar. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir, bu büyük başarı “sürpriz” olmadı. Kadın voleybolcularımızın kulüpler bazında kazandığı pek çok Avrupa ve dünya şampiyonluklarının bulunduğunu unutmamak gerekiyor. Ayrıca hemen eklemeli, voleybolcularımız başarılı kadın sporcularımız bakımından tek başlarına değiller. Sporun diğer […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku