Gani Müjde
Tüm Yazıları
“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz”
Ana Sayfa Tüm Yazılar “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz”

Dedi Mustafa Kemal… “Biliyorum ya, twitırda okudum az önce.” diye atıldı Salih Bozok. Şaşırdı Ulu Önder. “Ya ne zaman haberleri oldu ki bunların. Ben kimseye söylemedim, sadece içimden düşünüyordum iki aydan beri.” Ruşen Eşref masadaki leblebiden ağzına iki tane atarken mırıldandı. “Atıp tutturmuştur.” biri yine deyip ekledi; “Allah sizi inandırsın paşam twitıra her gün ‘bugün […]

Dedi Mustafa Kemal…

“Biliyorum ya, twitırda okudum az önce.” diye atıldı Salih Bozok. Şaşırdı Ulu Önder.

“Ya ne zaman haberleri oldu ki bunların. Ben kimseye söylemedim, sadece içimden düşünüyordum iki aydan beri.”

Ruşen Eşref masadaki leblebiden ağzına iki tane atarken mırıldandı.

“Atıp tutturmuştur.” biri yine deyip ekledi; “Allah sizi inandırsın paşam twitıra her gün ‘bugün deprem olacak’ yazıp itibar inşa etmiş meczuplar var.”

Şaşırdı yüce gönüllü insan. “Olsun biz yine de yarın Cumhuriyet’i ilan etmeliyiz.” diye ısrarlı bir şekilde masaya vurdu elini

Ama İsmet’in düşünceli hali dikkatini çekmişti. “Ne düşünüyorsun İsmet?” diye merakla sordu Musafa Kemal.

“Valla değer mi, diye düşünüyorum Başkomutan’ım. Yarın öbür gün Cumhuriyet’in imkanlarından faydalanıp cukkasını sağlamlaştıran fesli bir deli çıkıp ‘Keşke Yunan kazansaydı diyecek’ diye her lahza ıstırap içindeyim…”

“O kadar beklemenize gerek yok İsmet Bey.” diye atıldı Ali Fethi Okyar.

“Dün internette sörf yaparken dikkatimi celbetti ‘Çerkez Ethem kazansa idi, şampiyonlar ligine direkt gidecektik, kesin bilgi.’ diye zırvalamış bir muharrir.”

“Cipli Salih Hoca diye biri var, ‘Cumhuriyet ilan edilirse camilerimizi yıkacaklar, yerine 35 katlı rezidans yapacaklar’ diye bir kampanya başlatmış sosyal neşriyatta efendim.” diye sakince söze girdi Ali Fuat Cebesoy.

Sonra kaşlarını çattı ve kükrer gibi bir sesle “İzin verin yarın bir KHK çıkartalım dümdüz edelim cümlesiniz” diye de ekledi.

“Olmaz Ali Fuat Bey” dedi Başkomutan. “Bu vatan evlatlarına muasır medeniyet sözümüz var.”

“Atam görmediniz galiba diye” mırıldandı Afet Hanım. “Neyi Afet Hanım?”

“Sizin bir fotoğrafınızı almışlar. Dişlerinizi sabit kalemle simsiyah yapıp tek bir diş bırakmışlar. Altına da ‘işte Medeniyet, işte tek dişi kalmış Canavar’ yazmışlar instagramda…”

“Bak sinirlendim şimdi ama, o zaman Nutuk diye bir kitap yazıp Cumhuriyet’i nasıl kurduğumuzu anlatmamız icap edecek.”

Rauf Orbay önündeki peynirden bir parça alırken itiraz etti.

“Okumazlar efendim. Kitap yerine tiktok videosu çekelim. İnanın o zaman daha iyi anlarlar. ”

“Zaten OECD raporlarına göre memleketin yüzde 40’ı okuduğu basit metinleri bile anlamıyor.” diye tamamladı Hasan Âli Yücel.

“O vakit eğitim şart.” diye ayağa kalktı bu toprakların görüp göreceği en büyük lider.

“Eğitim cehaleti alır ama eşeklik baki kalır efendim. Ne kadar eğitsek de bazıları eğitilmemekte ısrar edecekler.” diye itiraz etti Melih Cevdet… “Cumhuriyet fazilettir. Elbet bir gün değerimi anlayacaklardır.”

“İnşallah.” dedi Fevzi Çakmak, “Ama bazılarına ne yapsanız yaranamazsınız mirim.” diye hüzünle söylendi. “Hem iki satır okumak istemezler hem yarın harf inkılabı yapıp alfabeyi değiştirirseniz mezar taşlarımızı okuyamıyoruz diye yaygara kopartırlar feyste, şurda burda… Ulan mezar taşını okusan ne olacak zibidi. ‘Hüvel baki ruhuna el fatiha’ yazıyor hepsinde” diye ekledi.

Masada tansiyon yükselmişti. Mustafa Kemal yine de koruyordu sakinliğini.

“Ben milletime güveniyorum. Türk milleti serbest seçimler sayesinde Cumhuriyet’e sahip çıkacaktır.” dedi gülümseyerek.

“İki makarnaya bakar.” diye fısıldadı Halide Edip.

Allah’tan duymadı bunu Ulu Önder.
“Ben Cumuhuriyet sayesinde irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek gayesindeyim.” efendiler dedi, gözleri ışıl ışıl parlayarak.

“Ah ah…” diye inledi Rauf Orbay. “Sokak röportajlarını izleyeseydiniz vazgeçerdiniz bu isteğinizden efendim.”

“Ne diyorlar ki Rauf Bey?”
“İki lafı bir araya getiremeyenlerin ağzında hep aynı lakırdı efendim.
‘Kindar gençlik yetiştireceklermiş.”

“Olur mu efendim diye itiraz etti” Mustafa Kemal, “Cumhuriyet hoşgörü ve tahammül rejimidir.
Kin filan nerden çıktı şimdi?”

“Söyleyene değil söyletene bakmak lazım.” diye ekledi İsmet Paşa.

“Benim için bile ‘Çanakkale’de camiyi kapatıp kerhane yaptı.’ diye sağa sola tiwit atan bir meczup çıktı. Bir mektepte hocaymış üstelik. Allah’tan Teyit.org araştırdı da hakikat tecelli etti. Meğer meczupun bahsettiği cami depremde yıkılmış. Ahali de köyü terkedince öyle bakımsız kalmış.”

“Tiwiti okuyunca caminin yeniden imarı ile ilgili çalışmaları başlattık efendim.” dedi Börekçizadelerin Mehmet Rıfat

“Sağ olunuz, bu vatan size minnettar kalacaktır.” dedi Mustafa Kemal.

“Keşke size de minnettar olsalar.” diye hayıflandı Mehmet Rıfat Bey

“Olacaklardır efendiler. Bu millet kendisine sunulan medeniyetin kıymetini bilecek yüksek ahlaka sahiptir. Atılan iki üç twit hasebiyle lütfen moralinizi yerle yeksan etmeyiniz.

“Ama heykellerinizi yıkmaya çalışacaklar.”
“Bu millet her yıkılanın yerine yenisini yapacaktır.”
“Kurduğunuz kurumlar. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu hükümetler eliyle tarumar edilecek.”
“Halk devrimlerine sahip çıkar merak etmeyiniz.”

“Whatsapp guruplarında İngiliz ajanı olduğunuz yazılıp çizilecek efendim.”

“İt ürür kervan yürür efendiler.” diye kestirip attı Ulu Önder.

Masada bir sessizlik oldu.

İsmet Paşa boğazını temizledi sonra cesaretinitoplayıp sordu.

“Hâlâ kararlı mısınız komutanım?”
“Evet arkadaşlar. 17 yaşından beri Osmanlı’nın dört bir yanında cepheden cepheye boşuna koşmadık. Savaş meydanlarında bize diz çöktürmeye çalışanlara dünyayı boşuna zindan etmedik. Biz bunca şehidi boşuna vermedik arkadaşlar. Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin bu memleket cumhuriyet idaresi ile yönetilmeyi hak ediyor . Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz o kadar…”

Hepsi birden ayağa kalktı.

“Yaşasın Cumhuriyet!” diye hep bir ağızdan haykırdılar.

“Hepinize iyi uykular, ben çekiliyorum.” dedi Mustafa Kemal.

Masa dağılırken Salih Bozok’un telefonuna bir twit düştü sessizce;
“Asker kaçağıydı zaten…”

Yazarın Diğer Yazıları
Hava çok soğuktu ve ayakkabımızın tabanları çok inceydi genel olarak.

12Eylül’e çeyrek vardı ama biz bilmiyorduk henüz. “Yarın olması muhtemel” devrime inanan, on sekizinden gün almamış veya almış, çatık kaşlı, pamuk vicdanlı, çoğumuz yoksul ailelerin sofrasında öğün geçiştirerek büyüyememiş, çelimsiz ama gayretli, eşitlikçi ama çocuksu bir ruha sahip devrimci gençlerdik. Hava çok soğuktu ve ayakkabımızın tabanları çok inceydi genel olarak. Kızlara meyledecek yaşta vatan kurtarmaya […]

Devamını Oku
Öğretmenlerimin Toplu Geçit Töreni

Karımın doğum gününü ve ilk öğretmeniminadını asla unutmadım. Muhtemelen Cumhuriyet aydınlanmasındannasibini almış, entelektüel bir insandı Avni Yaylalı.Benim de ilkokul hocamdı kendisi. Tarık Us İlkokulu’nun bahçesinde, Kore Savaşı’ndan bizim envantere devşirilmiş teneke bir barakada ilk öğretmenim oldu. Okuma yazmayı evde sökmüş, dört işlem yapabilen bir birinci sınıf öğrencisi olduğumu fark edince, direkt ikinci sınıfa geçmem için […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku