Kubilay ERDELİKARA
Tüm Yazıları
İlk Kar

İstanbul’u kuşatan o gizemli beyaz örtü, ilk adımlarını attığı anda zaman sanki durmuş olur her yıl aynı ciddiyetle. Şehir, anahtarını yılın ilk karına bırakmıştır artık. Maltepe’nin sahili, caddeleri, tepeleri, kaldırımları, parkları… her biri kristal beyazıyla süslenmiştir artık. Ardı sıra yere düşen kar taneleri, şehir ışıklarında parlayarak gecenin sessizliğini renklendirirler. Her yılın ilk karı, insanın içini […]

İstanbul’u kuşatan o gizemli beyaz örtü, ilk adımlarını attığı anda zaman sanki durmuş olur her yıl aynı ciddiyetle. Şehir, anahtarını yılın ilk karına bırakmıştır artık. Maltepe’nin sahili, caddeleri, tepeleri, kaldırımları, parkları… her biri kristal beyazıyla süslenmiştir artık. Ardı sıra yere düşen kar taneleri, şehir ışıklarında parlayarak gecenin sessizliğini renklendirirler.

Her yılın ilk karı, insanın içini hüzünle dolduran tatlı bir alışkanlık gibidir. Hüzünlü ama bir o kadar da kutlu. Çünkü kar, yılın sonlarını anlatırken aynı zamanda bir yenilenme ve başlangıç duygusu kazandırır insana.

Kar taneleri, pencerelerin önündeki ağaçların dallarına birikirken yansıyan beyaz ışıklar Maltepe’nin sokaklarını aydınlatır. Rengarenk evler, karın beyaz dokunuşlarıyla daha da güzel hale gelmiş gibi… Bir patika yol gibi uzanan karlı caddeler, adeta yaşamın ritmini tutturur; içten içe bir titreşimle, bir neşeyle.

Maltepe’nin sahili boyunca sessizce gezen karla kaplı bir vapura dönüşür İstanbul. Şehrin gürültüsü ve karmaşası, yerini Anadolu ve Avrupa’nın birbirine sarılışının romantik ve hüzünlü melodisine bırakır. İstanbul’un kalbi, bütün bir kışı ayakta tutacak bu ilk karın neşesini sınırsızca içine çeker.

Evet, yılın ilk karı belki kısaca bir mevsimin gelip geçeceğinin habercisi, ama bu garip ve güzel şehirde, onun bir parçası olarak yaşamak… işte bu, unutulmaz bir duygu oluyor. Ve bu kar tanelerinin içerisinde, bizim İstanbul’umuzun, Maltepe’mizin öyküleri, hatıraları ve hayalleri, bastırdığımız hemen her şey bulunur. Her bir kar tanesi, kısa süreliğine de olsa, hayatın hızına bir dur deme, soluklanma imkanıdır.


Bu yüzden, karın incelikli dansına kapılıp giderek Maltepe’nin sokaklarında adımlayın. Biricik İstanbul’umuzun, bu beyaz rüyada başka bir kimlik kazandığını görün. Karla gelen huzuru, dinginliği ve sessizliği içimizde hissettiğimizde, karı ayrı, kışı ayrı bir sevmeye başlayacağız. Tıpkı tüm farklılıklarımızı görüp de duyar gibi.

Ve biliyoruz ki, her kışın sonunda bahar gelir. Ama bu seferki, bir sonraki karı beklerken karların içinde ısınan bir kalbin umudu olacaktır. İstanbul ve Maltepe bir kez daha beyaz başlıklı prensini ağırlarken, bu kalpli hikâyenin tadını çıkarın ve armağan edilen bu zamanın kıymetini bilin.

Sevdiklerinizle mutlu, mesut beyaz geceler…

Yazarın Diğer Yazıları
İyi Ki Varsın Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı

Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, cesareti ve mücadelesiyle ülkemizin gurur kaynağı haline gelmiş durumda. Sahaya sadece oyun için değil, aynı zamanda bir milletin umutları ve heyecanıyla çıkıyorlar. Başarıları, adeta her sette, her smaçta ve her turnuvada yazılmış bir destan gibi. Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, uluslararası alanda büyük başarılar elde ederek, sadece voleybolun değil, aynı […]

Devamını Oku
İlk Kar

İstanbul’u kuşatan o gizemli beyaz örtü, ilk adımlarını attığı anda zaman sanki durmuş olur her yıl aynı ciddiyetle. Şehir, anahtarını yılın ilk karına bırakmıştır artık. Maltepe’nin sahili, caddeleri, tepeleri, kaldırımları, parkları… her biri kristal beyazıyla süslenmiştir artık. Ardı sıra yere düşen kar taneleri, şehir ışıklarında parlayarak gecenin sessizliğini renklendirirler. Her yılın ilk karı, insanın içini […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku