Şeyhmus DİKEN
Tüm Yazıları
Rilke Bugüne Seslenirken
Ana Sayfa Tüm Yazılar Rilke Bugüne Seslenirken

Elimdeydi ve ihtiyaç duydukça açıp bir bölüm okuyordum Rilke’den. Okuduğum bölümdeki bir dize misali cümle, sade aklımda değil, dilimdeydi de: “Fakir insanlar düşüncelere dalmışlarsa, onları rahatsız etmemek gerekir. Belki aradıklarını bulurlar.” Bulurlar mıydı? Belki! Bunca kargaşa-kaos düzen(sizliğ)inde arayadursunlar bakalım. Umarım bulurlar(dı). Tam da bu ruh hali ve şair Malte’nin şiirsel metni ile hemhal ve kitap […]

Elimdeydi ve ihtiyaç duydukça açıp bir bölüm okuyordum Rilke’den. Okuduğum bölümdeki bir dize misali cümle, sade aklımda değil, dilimdeydi de: “Fakir insanlar düşüncelere dalmışlarsa, onları rahatsız etmemek gerekir. Belki aradıklarını bulurlar.” Bulurlar mıydı? Belki! Bunca kargaşa-kaos düzen(sizliğ)inde arayadursunlar bakalım. Umarım bulurlar(dı).

Tam da bu ruh hali ve şair Malte’nin şiirsel metni ile hemhal ve kitap da el çantamda hazır duruyor iken otobüs durağına varmıştım. Biraz bekledim. Yabancı olduğu soru soruşundan anlaşılan bir kadın, gitmek istediği yere hangi araçla gidebileceğini sordu, söyledim. O arada hemen yanımızda duran ve yaşı hayli kemale ermiş biri de müdahil olup “Ben de o tarafa gideceğim, yeni yapılan camide cuma namazına…” deyiverdi. Döndüm ve dedim ki; hava hayli sıcak bak hemen arkada cami var, neden orda kılmıyorsun cuma namazını! “Oraya gideceğim. Henüz görmedim o camiyi.”

“Sen bilirsin.” dedim ve ekledim; “Madem onca yolu gitmeyi göze aldın. O zaman Ulucami’ye git, çok eski ve birçok alim ulema ordan geçmiş. Belki senin için daha ‘hayrı’ olur.” “Yok, ben o yeni camiye gidip göreceğim.” dedi ve bindi durağa yanaşan otobüse… Oturdum ben de otobüsteki boş bulduğum yere. Çıkardım kitabı ve açtım, bir bölüm daha okudum. İşte o bölüm; “Daha önce söylemiş miydim? Görmeyi öğreniyorum. Evet, başlıyorum. Henüz iyi gitmiyor. Ama vaktimi iyi kullanacağım. Mesela ne kadar çok çehre olduğunun bilincine hiç varmamıştım. Bir sürü insan var, ama çok daha fazla çehre var, çünkü her bir insanda birden çok var. Öyle insanlar var ki, bir çehreyi yıllarca kullanıyorlar, o zaman bu, doğal olarak yıpranıyor, kirleniyor, kat kat oluyor, seyahatte kullanılan bir eldiven gibi bollaşıyor. Onlar tutumlu, basit insanlardır; değiş- tirmezler, bir kere bile temizletmezler. Zaten yeterince iyiymiş, bunu iddia ederler, aksini de onlara kim kanıtlayabilir ki? Yine de sorulabilir, birden fazla çehreleri olduğuna göre, öbürleriyle ne yapıyorlar? Saklıyorlar. Çocukları kullansınmış. Ama köpeklerinin de bunlarla dışarı çıktıkları oluyor. Niçin olmasın ki? Çehre çehredir. Başka insanlar şaşılası çabuklukta çehrelerini birbiri ardından değiştirip eskitiyorlar. Önce, bunları sanki her zaman taşıyacaklarmış gibi sanıyorlar ama kırk yaşına gelir gelmez sonuncusuna sıra geliyor. Bunun doğal olarak trajik bir yanı var. Çehrelerini korumaya alışmamışlardır, sonuncu çehreleri daha sadece sekiz günlükken delik deşiktir, birçok yeri kâğıt gibi incelmiştir ve zamanla başka bir şey olan alt tabaka ortaya çıkar ve onlar bununla dolaşırlar.”

Not; Rilke’nin adını “Notlar” koyduğu kimilerine göre biyografik öğeler taşıyan romanı aslında uzun bir şiirsel metin. Önceki yüzyılın başındaki Paris üzerinden, bugün de bu denli sığlık içinde güncelliğini koruyan…

Yazarın Diğer Yazıları
Bir Kale Şehir Seslenince!

Hafızam yanıltmıyorsa birkaç yıl önceydi! Esk, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay Ağabey’le Diyarbakır İçkale’deki Arkeoloji Müzesi’ni dolaşırken 12.500 yıllık Körtiktepe kazılarında çıkan buluntuların önünde durduğumuzda dönüp demişti ki; “Bakan’ken bu kazıdan çıkan küçücük bir heykeli elime aldığımda gözyaşlarımı tutamamıştım. 12.500 yıllık bir esere dokunmuştum.” (Yeri gelmişken Körtiktepe, Göbeklitepe’den beş yüz yıl daha eskidir.) Tarihle hemhal olmak […]

Devamını Oku
Rilke Bugüne Seslenirken

Elimdeydi ve ihtiyaç duydukça açıp bir bölüm okuyordum Rilke’den. Okuduğum bölümdeki bir dize misali cümle, sade aklımda değil, dilimdeydi de: “Fakir insanlar düşüncelere dalmışlarsa, onları rahatsız etmemek gerekir. Belki aradıklarını bulurlar.” Bulurlar mıydı? Belki! Bunca kargaşa-kaos düzen(sizliğ)inde arayadursunlar bakalım. Umarım bulurlar(dı). Tam da bu ruh hali ve şair Malte’nin şiirsel metni ile hemhal ve kitap […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku