Nazım ALPMAN
Tüm Yazıları
UNUTULMAZ ÖĞRETMENLER
Ana Sayfa Tüm Yazılar UNUTULMAZ ÖĞRETMENLER

Herkesin hayatında hiç unutamadığı öğretmenlerin vardır. Çoğunluğu ilkokulda olan bu “unutulmaz öğretmenler” konusunda benim de hiç aklımdan çıkmayan anı vardır ama bana ait değil. Bir üretim kooperatifi Başkanı Niyazi Taşçı ile ilgili bir belgesel çekeceğiz. Çekimlerden önce birlikte planlar yapıyorduk: -Niyazi Bey ilkokulunuz duruyor mu? -Artık öğrencileri yok ama binası yerli yerinde… -İlkokul öğretmeninizin adını […]

Herkesin hayatında hiç unutamadığı öğretmenlerin vardır. Çoğunluğu ilkokulda olan bu “unutulmaz öğretmenler” konusunda benim de hiç aklımdan çıkmayan anı vardır ama bana ait değil. Bir üretim kooperatifi Başkanı Niyazi Taşçı ile ilgili bir belgesel çekeceğiz. Çekimlerden önce birlikte planlar yapıyorduk:

-Niyazi Bey ilkokulunuz duruyor mu?

-Artık öğrencileri yok ama binası yerli yerinde…

-İlkokul öğretmeninizin adını hatırlıyor musunuz?

-……….!

Niyazi Bey oturduğu yerden kalktı, askıdaki ceketinin iç cebinden cüzdanını aldı içinden çok eski bir siyah beyaz fotoğraf çıkardı, arkasını çevirip bana uzattı. Okurken donup kaldım:

-Talebem Niyazi’ye beni unutmaması dileğiyle!..

Niyazi Taşçı o sırada 65 yaşındaydı, ilkokul öğretmeni Ayşe Kudar’ın o fotoğrafını 50 yılı aşkın süredir yanında taşıyordu.

Benim aklımdan hiç çıkmayan ise Beykoz Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni Şahin Köktürk’tür. Yokluktan var eden bir öğretmen idi. Okuldaki öğrencilerin eşofman alacak parası yoktu ama beden eğitimi derslerinde bütün öğrencilerin eşofmanları vardı. Nasıl mı? Şahin Hoca öğrencilerden birer ikişer lira toplayıp 45 adet eşofman yaptırır, cuma günü son ders teki öğrenciler eşofmanları evlerine götürüp, pazartesi günleri getirip teslim ederlerdi. Şahin Hoca Beykoz’da çok sevilen, çok sayılan ama en çok da korkulan öğretmendi!.. Şahin Hoca’nın öğrencilerinden istediği “basit” bir şey vardı: Süpermen olmak!

Atletizm başta olmak üzere voleybol, basket bol ve hentbol dallarında çok fazla şampiyonluk kazandırdı Beykoz Ortaokulu’na. Öyle ki onun öğrencileri arasından milli atletler bile çıktı. Şahin Hoca’nın adı Beykoz’da yaşıyor: Şahin Köktürk Spor Salonu!

Onların ders anlattığı sıralarda hiç oturmadığım öğretmenlerim de oldu: Köy enstitüsü mezunu öğretmenler! Onları “Anadolu’nun Işığı Köy Enstitüleri” belgeselini çektiğimiz sırada tanıdım. En gençleri 80 yaş üzerindeydi, 90’ı aşmış olanlar hatta Abdullah Özkucur gibi 101. yaşını sürenler de vardı. Tümünün ortak özelliği pırıl pırıl bir belleğe sahip olmalarıydı. 101 yaşındaki Abdullah Özkucur çekim öncesi “Kaç dakika anlatmamı istiyorsun?” diye sordu. Yirmi dakika demiştim, tam yirmi dakika sonra bitirdi. İnanılmazdı. Abdullah Hoca, köy enstitülülerin hocasıydı. O, Eskişehir Çifteler Köy Öğretmen Okulu’ndan mezun olup Hasanoğlan’a öğretmen olarak gelmişti. Hoca’nın bu kutsal kurumlar için yaptığı tespit tarihi değere sahip olma özelliği taşıyor:

-Köy enstitüleri kuran irade tarafından kapatılmıştır! Hasanoğlan’daki Yüksek Köy Enstitüsü 1947’de kapatıldığı zaman Demokrat Parti’nin (DP) iktidara gelmesine daha üç yıl vardı!

Öğretmen denildiğinde akla ilk önce köy enstitülülerin gelmesi boşuna değildir. Hepsi o ileri yaşlarında bile düzenli olarak okuyorlar, öğreniyorlar ve yazıyorlardı. Düziçi Köy Enstitüsü mezunu Mehmet Yavuz 84 yaşındaydı. Çektiğimiz fotoğrafları isterken beni sandalyeden düşürüyordu:

-Benim e-posta adresimi not ederseniz, oraya yollayabilirsiniz!

-Hocam internet kullanmayı nasıl öğrendiniz?

-Üç yıl önce kursa gittim iki ay, orada öğrendim! Antalya Aksu Köy Enstitüsü mezunu Pakize Türkoğlu, eserleri İş Bankası Kültür Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları arasından çıkan çok ödüllü bir yazardı 92 yaşındayken… Belgeselde yer alanların tümünde yaşlılıkla ilgili en küçük bir zihin bulanıklığı yoktu. Hepsinin yazılmış ve basılmış-basılmamış kitapları vardı. Çünkü hepsinin hocası Öğretmen Okulları Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç -Enstitülülerin Tonguç Babası- onlara şöyle demişti:


-Yazın!

O yıllarda bu öğüdü en iyi şekilde yerine getiren efsane isim Mahmut Makal “Bizim Köy” adlı ilk kitabını yazmış ve bu yüzden de hapse girmişti. O vakitler daha DP iktidarda değildi! Belgesel çekimleri sırasında tanıştığım enstitülü hocaların hepsi birer yıldızdı. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS), kapatılınca kurulan TÖB-DER’in ön saflarında yer almışlardı. Adlarını anmadan geçemem: Hüseyin Kızılırmak, Naciye Makal, Kazım Çelik Kaya, Mehmet Yılmaz.

İçlerinde çok parlak bir başka yıldız daha vardı. Sinemada en fazla hikâyesi senaryolaştırılıp filme çekilen büyük yazar Osman Şahin de bir köy enstitülüdür. Tam 38 öyküsü sinema filmi haline gelerek yüz binlere ulaşmıştır.

Pek çok öğretmenden duydum şu tespiti: Bizimki sadece bir meslek değildir. Öğret menlik bir ruh halidir. Hissetmeden yapamazsın! Başta köy enstitülüler olmak üzere kutsal mesleği icra edenlerin büyük çoğunluğu önünde saygıyla eğilelim:


-Öğretmenler unutulmaz!

Yazarın Diğer Yazıları
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku
Umudumuz Kadınlar!

Kadın Voleybol Milli Takımı -yaygın adıyla Filenin Sultanları- 2023 yılında bir Dünya Şampiyonluğu üstüne de bir Avrupa Şampiyonluğu kazandılar. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir, bu büyük başarı “sürpriz” olmadı. Kadın voleybolcularımızın kulüpler bazında kazandığı pek çok Avrupa ve dünya şampiyonluklarının bulunduğunu unutmamak gerekiyor. Ayrıca hemen eklemeli, voleybolcularımız başarılı kadın sporcularımız bakımından tek başlarına değiller. Sporun diğer […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku