Zeynep ORAL
Tüm Yazıları
AYDINLIĞIN VE ÇAĞDAŞLIĞIN ADI :Türkan Saylan
Ana Sayfa Tüm Yazılar AYDINLIĞIN VE ÇAĞDAŞLIĞIN ADI :Türkan Saylan

Artık çok yoruldum; artık konferans, panel, açıkoturumlara paydos! Sivil toplum kuruluşlarında koşuşturmaya son! Bana mı kaldı, biraz da başkaları uğraşsın! Ne zaman böyle abuk sabuk sızlanmaya başlasam, gözümün önünde bir yüz belirir. O Türkan Saylan’ın yüzüdür. Karşısındakinin taa en içine, yüreğine bakan bir çift çakır göz! O bakış, insanı yargılamaz, sınamaz. O bakış, yalnızca, size […]

Artık çok yoruldum; artık konferans, panel, açıkoturumlara paydos! Sivil toplum kuruluşlarında koşuşturmaya son! Bana mı kaldı, biraz da başkaları uğraşsın! Ne zaman böyle abuk sabuk sızlanmaya başlasam, gözümün önünde bir yüz belirir. O Türkan Saylan’ın yüzüdür. Karşısındakinin taa en içine, yüreğine bakan bir çift çakır göz! O bakış, insanı yargılamaz, sınamaz. O bakış, yalnızca, size kendinizle ilişkin doğru soruları sormanızı sağlar, insan olma çabanıza “hadi” der… “Hadi, sızlanmaya, yorulmaya, ah vah etmeye hakkın yok, vaktin yok! Toparla kendini, sıva kolları! Bu ülke sen ve senin gibilerden hizmet bekler! “

O yüz gözlerimin önüne gelince ben de yakınmayı bırakır, kolları sıvar işe koyulurum!

Prof. Türkan Saylan – İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi dermatoloji anabilim dalı başkanı… İstanbul Lepra Hastanesi başhekimi… Tıp Fakültesi Lepra Merkezi kurucusu ve Müdürü… Cüzamla Savaş Derneği… Sayısız bilimsel yayın… Lepra üzerine çalışmalarıyla Hindistan’dan Uluslararası Gandhi Ödülü… İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma Uygulama Merkezi… Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği…

Bu kadın hiç yorulmaz mı? Nasıl hep böyle sakin ve sabırlı olabilir? Neden hiç öfkelenmez? Nasıl bunca çok tasarı gerçekleştirebilir? Nasıl bunca çok çözüm üretebilir?

Yıllar içinde onu tanıdıkça, kendi kendime sorduğum bu soruların anlamsızlığını, daha doğrusu geçersizliğini anladım.

Onu tanıdığım 70 yılların başlarından, son gününe dek, anladım ki, Türkan Salyan, yaşamı boyunca tek bir yöntem uygulamıştı: Sevgi yöntemi!

Yaptıklarını, gerçekleştirdiklerini, topluma katkılarını her şeyden çok sevgi yöntemiyle gerçekleştirdi. Elbet aklı, zekası, birikimi, çalışkanlığı, örgütleme gücü önemli etkenlerdi… Ancak bunların tümünün odağında, en derininde o sonsuz insan sevgisi ve sorumluluk duygusu vardı.

Ben onun kadar kin, nefret ve öfkeden arınmış bir başka insan tanımadım. Hangi sorunlarla boğuştuysa, hangi engellerle çatıştıysa, hangi uğurda savaş verdiyse, asla öfkeyle, kinle, nefretle hareket etmedi. Öylesine kocaman bir yüreğe sahipti. Bu özellik, ona sonsuz bir empati gücü kazandırmıştı. Empati, duygudaşlık, henüz ülkemize hiç ama hiç uğramamış kavramlarken, Türkan Saylan bunları içselleştirmişti çoktan…

Kendini , kendinden önce “Öteki”nin yerine koyabilmeyi belki de bizim toplumumuzda ilk başarabilendi.

Yıldız kümelerine bakıp “Neden dünyaya geldim?” “Neden kız olmuşum?” sorularını soran kız çocuğu… Babasının işleri bozulduğunda ona destek olmaya, kardeşlerin tüm sorumluluğunu omuzlamaya hazır ortaokul öğrencisi …Doğası, denizi, insanları, bitkileri, hayvanları yıldızlarıyla , korkuları, sevinçleri, aşklarıyla dünyayı, evreni bir bütün olarak, kendi varlığını , evrenin bir parçası olarak algılamayı öğrenen bir çocukluktu onunki… Sonuna dek de hep öyle kaldı!

Türkan Saylan’ın hem meslek yaşamına, hem dünya ve ülke sorunlarına, hem toplumsal sorumluluğuna hem de dostlarına zaman ayırabilmesi, bunca çok şeyi bir arada kotarabilmesi beni oldum olası şaşırtır, dahası büyülerdi…

Yıllar geçtikçe şunu anladım:Türkan Saylan’ın çalışma yöntemi, hedefe ulaşmayla, çözüm üretmeyle doğrudan bağlantılıydı. Onun işi gücü yapıcılıktı.

“ Belki de yapıcı bir yaşamın sırrı sevgi. İşimi seviyorum, kendi koyduğum hedef doğrultusunda mücadele etmeyi de. Yaptığım her işte sevginin bir payı var…

Bu “yaptığı her işte sevgi payı”, artı “yapıcılık” onda bir üçüncü özelliği oluşturacaktı: Mükemmeliyetçiliği.

Kandilli Kız Lisesi öğrencisinin hayalleri, geleceğe ilişkin düşünceler, anne baba baskısı, aşkı bekleme, meslek seçimleri, dostluk üzerine duygular, düşünceler, okuma ve edebiyat üzerine düşünceler, bu mükemmellik tutkusunu bileyecekti.

Düş kırıklıkları… “Bir kadın için en kutsal meslek, eş ve anne olmaktır.” teranesini yineleyen ha bire yineleyen erkekler… Evlilikler, düş kırıklıkları… Annelik halleri… Tek başına büyütülen iki çocuk… Bin türlü hastalığa deva bulurken kendi çocuğunun ruhsal sorunlarına çare bulamamak… “Bayan Mükemmel” olma çabası… Kişiliğini kurtarma çabası…

Cüzamlılara uzattığı eli, giderek toplumdan tüm dışlanmışlara Türk, Kürt, Süryani, vs. demeden tüm çaresiz olanlara – eşcinsellere, travestilere, aile içinde şiddet gören kadınlara, okula yollanmayan tüm çocuklara, uzatan bir kadının, bir annenin halleri… Nice mücadelelerden sonra gelen kendinle barışıklık… Eğitim, üretim ve topluma katkıyla gelen o eşsiz dinginlik…

Bütün bunlar bir yana, onun adıyla özdeşleşmiş olan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) başlı başına bir başarıydı. Türkan Saylan’ın 1989’da kurduğu, yıllar boyu ülkenin her yerinde örgütlenen dernek… Herkese eşit bir çağdaş eğitimin sağlanması, böylece bilinçli, eğitimli; evrensel insan, çocuk, kadın haklarına saygılı, çevreye duyarlı, Atatürk ilke ve devrimlerinin aydınlığında, çağdaş bir toplum oluşturulması amacıyla çalışan , partiler üstü bir dernek…

Bugüne dek, olanağı olmayan sayısız çocuğa, gence ilk ve yüksek öğrenim bursu sağlamış bir örgüt. Bunu yaparken başta Eğitim ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarıyla bakanlığı olmak üzere, devletin birçok kurumuyla işbirliği yapan , halka gönüllü ama profesyonelce eğitim, örgütlenme ve bilinçlenme desteği veren bir dernek!

Türkan Saylan’dan çok sık duyduğum bir tümce var: “Sorunların değil, çözümün bir parçası olmak”… Şikayet etmek yerine, sorunun çözümü için, “Ben ne yapabilirim?” diye düşünmek…

Bunlar aynı zamanda ÇYDD’nin de ilkesi olmuştu. 1998’de arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz Türkiye Yunanistan Kadın Barış Girişimi WINPEACE –(Women Inıtiative for Peace) örgütünde biraz da onu örnek almış, çalışmalarımızı salt projeler üzerinden yürütmüştük.

Sevgili Türkan Saylan’ın ne zaman ihtiyaç duysam Winpeace hareketine destek sağlamasını hiç ama hiç unutmadım. Çağdaşlığa, aydınlığa, bilgiye, bilime düşman olanların Türkan Saylan’ı düşman bellemesi, yıllar geçtikçe kaçınılmaz olacaktı.

Zaman zaman ona sorardım: “Sizden sonra ne olacak Türkan Hanım?”

Bu soruya verdiği yanıt bile başlı başına bir ders ve kendi kişiliğine dair ipuçları taşırdı: “Benden sonra, bir değil birçok Türkan Saylan olacak…”

Aynen öyle oldu Sevgili Türkan Saylan… Dediğiniz gibi oldu.

İleride gün gelecek size kötülük edenler, sizi yok etmeye çalışanlar, belki de hastalanmanıza, ölümünüze neden olanların adı silinip kötülüğün labirentinde kaybolacak… Ama Türkan Saylan adı hep var olacak. Ve bizlere , gelecek kuşaklara hep ışık tutacak.

13 Aralık yaş gününüzdü. Sizi sımsıkı kucaklıyor, öpüyor, öpüyor, öpüyorum. Ve iyi ki varsınız diyorum!

Yazarın Diğer Yazıları
Yaşar Kemal Büyüsü ve Bütünlüğü

Yaşar Kemal’i en iyi tanımanın yolu, onun kitaplarını okumaktır. Bunu en yalın haliyle, en açık seçik şekilde söyledikten sonra, kırk yıl boyunca süren dostluğumuzdan damıttığım “Yaşar Kemal Büyüsü ve Bütünlüğü” üzerine birkaç anımı paylaşabilirim. 1.Yıl, 1974… İzmir doğumlu, “Ben Anadoluluyum” diyen, ünlü Amerikalı sinema yönetmeni Elia Kazan İstanbul’a geldi. “Amerika Amerika” adlı filmi Türkiye’de yasaklandığı […]

Devamını Oku
AYDINLIĞIN VE ÇAĞDAŞLIĞIN ADI :Türkan Saylan

Artık çok yoruldum; artık konferans, panel, açıkoturumlara paydos! Sivil toplum kuruluşlarında koşuşturmaya son! Bana mı kaldı, biraz da başkaları uğraşsın! Ne zaman böyle abuk sabuk sızlanmaya başlasam, gözümün önünde bir yüz belirir. O Türkan Saylan’ın yüzüdür. Karşısındakinin taa en içine, yüreğine bakan bir çift çakır göz! O bakış, insanı yargılamaz, sınamaz. O bakış, yalnızca, size […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku