Nebahat AYHAN
Tüm Yazıları
Cumhuriyet’in Kızları, Dünya Sultanları
Ana Sayfa Tüm Yazılar Cumhuriyet’in Kızları, Dünya Sultanları

Özgür, azimli, savaşkan ve muzaffer; hayatlarının ve kararlarının sahibi; kişilikli, korkusuz; çağdaş, eşit, yaratıcı ve güçlü; genç, güzel, özgüvenli ve zeki Türk kadınları bir araya gelirse ne olur? 1961’de ilk kez uluslararası maça çıkar, 1970 ve 1980’lerde adını duyurmaya başlar, 2000’den sonra da önemli başarılar elde ederek bizim Filenin Sultanları olurlar. 2003’te Ankara’da Avrupa Kadınlar […]

Özgür, azimli, savaşkan ve muzaffer; hayatlarının ve kararlarının sahibi; kişilikli, korkusuz; çağdaş, eşit, yaratıcı ve güçlü; genç, güzel, özgüvenli ve zeki Türk kadınları bir araya gelirse ne olur?

1961’de ilk kez uluslararası maça çıkar, 1970 ve 1980’lerde adını duyurmaya başlar, 2000’den sonra da önemli başarılar elde ederek bizim Filenin Sultanları olurlar.

2003’te Ankara’da Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda iyi hazırlanmış olmalarına rağmen yaşanılan bir talihsizlik nedeniyle Baş antrenör Deniz ESİNDUY kampta kalp krizi geçirir ve hayata gözlerini yumar motivasyonlarını kaybederler; fakat mücadeleyi tamamen bırakmazlar. Takımın başında Reşat YAZICIOĞULLARl bulunmaktadır ve sırasıyla Romanya, Sırbistan, Rusya ve Slovakya’yı 3-0 yenerler. Bu karşılaşmaları anlatan TRT spikeri ‘Filenin Sultanları’ der. Bu sözcükler çok güzel yakışır onlara.

Büyük değişim ise 2016’da olur. Yolları, sporun her alanında görev alan milli bir sporcu olan Mehmet Akif ÜSTÜNDAĞ ve ünlü İtalyan antrenör Giovanni GUİDETTİ ile kesişir; 2017’de Avrupa Şampiyonası’nda üçüncülüğe ulaşılır.

Bu kayda değer büyük bir başarıdır. Sultanlar tanınmaya başlar.

Birdenbire değildir elbette bu.2006, 2010, 2014, 2018 ve 2022’de düzenlenen Dünya Şampiyonalarına katılan Filenin Sultanları yükselişini set set 2010’da elde ettiği 6’ncılıkla sürdürür. ….

TVF Başkanı Mehmet Akif ÜSTÜNDAĞ ‘’Gülün, gülümseyin oynadığınız oyundan zevk alın.’’ diyen Giovanni GUİDETTİ , ondan hemen sonra Daniele SANTARELLİ…

‘’Ben bir Türk kızıyım!” diyerek damarda akanlar da olur, en güzel ve en anlamlı şekliyle Türk kadını olmanın erincini yaşarken sevincini özgürce dalga dalga yaşatanlar da olur.

3 Eylül Pazar günü Filenin Sultanları; bir beden bir ruh bir yürek aynı kan aynı damar ve aynı coşkuyla dünyayı smaçlar, plaseler ve bloklar.

Sonuç; DÜNYA ELLERİNDE YÜKSELİR. 20 yıllık emeğin karşılığı o muhteşem başarılara ulaşılır.

Dünyanın en iyisi olmayı başarmak ‘En İyi Orta Oyuncu’, ‘En Değerli Oyuncu, ‘En İyi Libero’ “En İyi Pasör “En iyi Smaçör olmaktan geçiyordu; oldular da…

Dış basında gönendirici ifadelerle yer alırlar. “Bir sürü sorun arasında, Türkiye, Kadın Voleybol Takımı’nda kahramanlarını buldu.” denir. Bazı kesimlerin de bu gittikçe ışıyan yıldızı görmemezlikleri; aleyhlerinde duygu ve düşüncelerini fütursuzca dile getirmeleri ‘’Körler görmese de yıldızlar vardır. ’dedirttir.

Öylesine büyük ve sarsıcı sorunlar gittikçe karartılan aydınlıklar, 6 Şubat depremi, hayat pahalılığı, halkın kutuplaşması arasından incecik çelik mavisi aydınlığında keskin ve kararlı bir umut yerini koruyarak ışıltısını daha güçlü ve daha görülesi bir şekilde dağıtacaktır yurda değil sadece tüm dünyaya da.

Kolay değildir elbette yirmi dört saatte iki antrenman; keskin ve savaşçı ruhlu zekâyla kaybedilecek sanılan karşılaşmaları kazanmak; bir yıl içinde altın madalyalarla dönmek iki büyük turnuvadan… Kolay değildir bir milletin hem de ihtiyaç duyduğu anda gururla onanmak.

Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda, kürsünün ilk basamağında İstiklal Marşımızı çaldırırlar. ‘’Dünya Kupası ‘’ olimpiyat elemelerinde hiç kaybetmeden tüm maçları kazanıp Türk kadınını dünyaya tanıtırlar..

Filenin Sultanları, Daniele SANTARELLİ öncülüğünde 2024 Yaz Olimpiyatları’na şampiyonluk hedefiyle ve ‘’Çok çalışmak, beraber oynamak, rakip küçümsememek, rakipten çekinmemek, geleceğe inanmak, tecrübeli ve genç oyuncuları harmanlayan ideal bir takım kimyası oluşturmak… ‘’ parolasıyla hazırlanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın kızlarıdır Filenin Sultanları… Bu nedenle bir evlat olarak mücadelenin renklerini, hedeflerini çoğaltmayı amaç edinmişler ve bunu da başarmışlardır. Muhteşem bir rol model olmak bu olsa gerekti.

Emeksiz, sevgisiz, bayraksız, marşsız ve nedensiz değillerdir. Tüm yüreğiyle ışıttıkları o umuda sımsıkı sarılan koskoca bir halkın tam da bağrında filizlenirler. Her serviste ayrı bir heyecan, her smaçta ayrı bir coşku vardır. Karşılanan her blokla kenetlenen, her plaseyle umutlanan, her savunmayla coşan ‘’Halkın Sultanları ’’dır onlar artık.

Bize biz olmanın, kadın olmanın gururunu yaşattığınız ve bizi bize anımsattığınız için sonsuz teşekkürler Sultanı Milliye’m …

Ulaştığınız başarı, aşı’nız olsun. Enerjiniz daim, gönderiniz yüksek, sancağınız parlak, sahanız açık, sultanlığınız daim olsun.

Yer gök başarınıza tanık olsun, yüreğimiz otağınız varlığınız başımıza taç olsun.

Şimdi bayrak sizde …İyi ki….

Yazarın Diğer Yazıları
Gecenin Nemi Düştü Gözlerimize

İstanbul Bakırköy’de, 5 Nisan 1945’te doğar adını Türk müzik tarihine “Bay DADALOĞLU” olarak geçiren Muhtar Cem KARACA. Doğuştan uğrar “müzik” denilen bir fidana. Annesi tiyatro sanatçısı Toto KARACA, babası tiyatro kurucusu Mehmet KARACA olunca tiyatro ve müziğin beşiğinde sanatın ninnisiyle büyüyüp gelişir. Önce 14 yaşında ilk aşkının ilgisini çekmek için müzik yapar… Sonra umudunu iyiye, […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’in Kızları, Dünya Sultanları

Özgür, azimli, savaşkan ve muzaffer; hayatlarının ve kararlarının sahibi; kişilikli, korkusuz; çağdaş, eşit, yaratıcı ve güçlü; genç, güzel, özgüvenli ve zeki Türk kadınları bir araya gelirse ne olur? 1961’de ilk kez uluslararası maça çıkar, 1970 ve 1980’lerde adını duyurmaya başlar, 2000’den sonra da önemli başarılar elde ederek bizim Filenin Sultanları olurlar. 2003’te Ankara’da Avrupa Kadınlar […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku