Yaşar SEYMAN
Tüm Yazıları
Umut Kadınların Elinde
Ana Sayfa Tüm Yazılar Umut Kadınların Elinde

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur. Bu kitaptan çok etkilenir ve […]

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur.

Bu kitaptan çok etkilenir ve duygularını paylaşır:

“Çocukken babamın bana hediye ettiği Marie Curie›nin yaşamını anlatan kitaptan çok etkilenmiştim. Kitabı okuyunca, piezoelektrik olgusunu keşfeden Madam Curie’nin kocası Pierre Curie’ye deyim yerindeyse “âşık oldum”. Piezoelektrik kristal yapıdaki cisimlerin kendilerine uygulanan basınç ile elektrik üretme becerisiydi. Yıllar sonra piezoelektrik kavramının, projelerimin ve uygulamalarımın arkasındaki itici güç olarak bana hizmet vereceğini nereden bilebilirdim ki?

Fiziğe ilgim böyle başladı ama ileride ne yapacağıma dair fikirler kafamda henüz şekillenmiş değildi. Genç bir kızken kariyerimle ilgili çalışmalara ilgi duymamı sağlayan ilk olay, büyükbabamın genç yaşında kalp yetmezliğinden öldüğünü öğrenmekti. Bir gün onun anısını onurlandırmak için benzer sağlık sorunlarını çözecek bir teknoloji yaratacağıma dair kendime söz verdim.”

Kitaplardır en iyi dost, yol gösterici ve geliştiricidir. Canan Hanımın ikinci yolculuğu yine bir bilim insanının kitabıyla sürer:

“Üniversite sınavına girdim. Fizik, kimya gibi temel bilimlerden bir dal okumak istiyordum fakat karar veremiyordum. Bu dönemde, Erdal İnönü’yle Kocaeli Kitap Fuarı’nda tanıştım. Ne olmak istediğimi sormuştu. Tabii ben de bu olanağı kaçırmayıp Türkiye’nin önemli teorik fizikçilerinden Prof. Erdal İnönü’ye kafamdaki soruları sormuştum. Bana, “Anılar ve Düşünceler” isimli kitabını imzaladı ve “kitabı okuyunca, ne üzerine eğitim alacağına karar vereceğine inanıyorum” dedi. O sırada ne demek istediğini tam kavrayamamıştım. Kitabı Umut Kadınların Elinde okuduktan sonra Erdal Hoca’nın haklı olduğunu anladım.”

Babası mimar olmasında ısrar etse de annesi fizikçi olmasını destekler ve kızına güvenir. Güven değil midir ki sadece verilen ve insana güvenen birilerinin ardında durması hele bu ailesinden biriyse kanatlanıp, dağların doruklarına konması kolaylaşmaz mı?

Canan Hanım; “Çok küçük yaşlardan itibaren bilimsel araştırmalara ilgi duyuyordum, çakıl taşlarını parçalayıp atomu bulmaya çalışıyordum. Bir çocuk için ne kadar heyecan verici değil mi?” diye soruyor.

Ben de onun fotoğraflarını görünce Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Çakıl” şiirinin dizelerini anımsıyorum.

“Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın”

Canan Hanımı dünyanın yüz kadınından biri yapan buluşunun ardındaki acıklı öyküsü:

Bir teyze hastalanır…

Bizim kültürümüzde teyzeye ‘ana yarısı,’ derler…

Genç bir kadın teşhis geç konulduğunda, üstelik kontrollerini düzenli yaptıran biri olmasına karşın teşhis geciktiği için hastalık ilerler, teyzesi yaşama veda eder. Yeğeni bu ölüme çok üzülür, sarsılır.

Teyzesinin öyküsünü başka kadınlar da yaşamasın diye bu konu üzerinde teyzesinin hasta yatağının başında beklerken düşler ve çalışmaya başlar.

Dünyanın en etkili ve ilham veren 100 kadınından biri olmasını sağlayan meme kanserinin ultrasonla erken teşhisini sağlayan, kolaylaştıran bir elektronik sütyen geliştirmesine imza atarak bu bilimsel başarısıyla yüzümüzü güldürür.

Cumhuriyet’in Yüzüncü Yılında yüzümüzü güldüren Filenin Sultanlarından sonra bilim insanı Canan Dağdeviren olunca dağları deviren kadınlar listesine yazılır. Ne mutlu bize ki ilerde genç kuşaklara böylesine dünyada ses veren bilim insanları ve sporcularımızın başarılarından söz edeceğiz.

Filenin Sultanlarının başarısı Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına çok yakıştı. Ve onlar dediler ki “Halkımız bizden böyle bir başarı bekliyordu.” Gerçekten bu muhteşem kadınlar ekip anlayışıyla, disiplinli çalışmaları ile umudu göklere taşıdı, yüreklerde umut çiçekleri açtırarak sevinçlerin hası oldular.

Filenin Sultanlarıyla gönendik, gururlandık

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında kadınların spor ve bilim alanındaki başarılarıyla göğsümüzü kabartmakla yetinmeyip başarı öykülerini tarih yazdı biz de tanıklık ettik. Ne mutlu! Darısı başka alanlarda da nice başarı öyküleriyle ülkemizi dünya gündemine taşımaya, taçlandırmaya…

Gelecek kuşakların ders kitapları başarılı bilim insanları, edebiyatçılar ve sporcularla dolu olacak. Umut hep var, umut kadınların ellerinde çiçek açıyor, açacak…

Ne mutlu bu olanakları kendisine tanıyan kişilere, kuruluşlara ve de bu olanakları iyi değerlendiren Canan Hanıma. Görülüyor ki özellikle kız çocukları için fırsat eşitliği ne kadar önemli! Fırsat tanıyın, bırakın kızlar dünyayı değiştirsin!!!

Yazarın Diğer Yazıları
Umut Kadınların Elinde

Bir bilim insanına yol gösteren kitaplar… Canan Dağdeviren ozanlar kenti Sivas’tan, İstanbul’a göçen bir ailenin üç çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşiyle büyüyen kızına babası hem fizik hem de kimya dalında ilk Nobel alan, Vistula nehri ile okyanusa akan Marıe Curie kitabını alır. Canan, radyum ve polonyumu bulan Marie’nin kitabını okur. Bu kitaptan çok etkilenir ve […]

Devamını Oku
Cumhuriyet’imizin 100. Yılında Bir Cumhuriyet Öğretmeni

Atatürk, gündüz cephede savaşırken akşam ise çadırında Çalıkuşu’nu okurdu. Çalıkuşu’nu okuyup bitirdiğinde, “Biliyor musunuz dün gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okudum, çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu, genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. (İsmet İnönü) Sonra da sizler okuyun” demişti… Bu da bizim Altındağ’ın Efsane Feride Öğretmeni… Onun da […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku