Zülfü LİVANELİ
Tüm Yazıları
Yeni Yılınız Işıklı Olsun
Ana Sayfa Tüm Yazılar Yeni Yılınız Işıklı Olsun

İnsanlar sürekli bebek olarak kalıyor: Nasıl bir bebek karnı tok, altı kuru, sırtı pek, yatağı sıcak ve sancısı yokken gülüyorsa, yetişkinler de aynen öyle. Her şeyden önce beslenmesini, barınmasını ve ısınmasını sağlama almak zorunda. Eğer koşullar tamam değilse, insanların yüzü gülmüyor. Başlıyor huzursuzluklar. Hava da bu koşullardan biri. Güneşin bütün parlaklığıyla yüzünü göstermediği günlerde sabahları […]

İnsanlar sürekli bebek olarak kalıyor: Nasıl bir bebek karnı tok, altı kuru, sırtı pek, yatağı sıcak ve sancısı yokken gülüyorsa, yetişkinler de aynen öyle. Her şeyden önce beslenmesini, barınmasını ve ısınmasını sağlama almak zorunda. Eğer koşullar tamam değilse, insanların yüzü gülmüyor. Başlıyor huzursuzluklar. Hava da bu koşullardan biri. Güneşin bütün parlaklığıyla yüzünü göstermediği günlerde sabahları yataktan yorgun kalkıyorsunuz; sanki kalkmanın ve dışarı çıkmanın hiçbir anlamı yokmuş gibi geliyor size. Bir isteksizlik kaplıyor içinizi; her şeye karamsar bakıyorsunuz.

Bu yüzden ben kimseye bugünlerde “yeni yılınız kutlu olsun!” demiyorum. “Yeni yılınız ışıklı olsun!” dileğini yineliyorum durmadan. Dilerim sizin de yeni yılınız ışıklı olsun. Hem sadece hava bakımından değil. Dilerim Türkiye’de daha az kavga, daha çok barış yaşanır. Çünkü gelecek yılbaşını hangimizin göreceğini hiç kimse bilemez. Hiçbirimizin elinde yaşam garantisi yok. O zaman niye durmadan birbirini yıpratıp duruyor insanlar. Dünya yüzündeki kısa konukluğu niye birbirleri için cehenneme çevirmeye çalışıyorlar?

Aslında her şey bir ölçek meselesi. İnsanoğlu gerçek boyutunu bildiğinde, hırsları da giderek azalıyor. Bilim adamları dünyada iki canlı formunun yaşadığını söylüyor: Bakterilerle mantarlar ve bitkilerle hayvanlar. Bildiğiniz gibi biz ikinci gruba giriyoruz: Dünyadaki canlı türünün memeli grubuna dahiliz. Ama Discovery Channel’da yayınlanan bir belgesele göre bilim adamları 4 milyar yıl önce dünyayı kaplayan zehirli gazlar ve fokur fokur kaynayan sular içinde başka bir yaşam formuna ait hücreler olduğunu bulmuş. Düşünün, 4 milyar yıl önce. Herhalde 200 milyon yıl önce yaşayan insan da geçici hırslar ve kavgalarla tüketiyordu ömrünü. Birbirini yemeye çalışıyordu.

Evrenin bildiğimiz bölümünde başka canlı olmaması tamamen dünya yuvarlağının iklim koşullarıyla ilgili. Eskiden Dünya’da da yaşam yoktu. Küre zamanla canlıların yaşayabileceği eksi 40 artı 40 derece ortalamasına geldi. Kendimizi kışın ısıtıp yazın serinleterek bu duruma uyum göstermeye çalışıyoruz. Güneş yüzünü göstermeyince de hayata küsüyoruz. Eğer küremiz birazcık daha ısınır ya da soğursa yaşam olanağımız kalmaz. Bunun için boş verin kavgayı. Yaşadığımız sürece dünyayı birbirimiz için daha yaşanılır bir yer kılmaya çalışalım. Yeni yılınız ışıklı olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
Delilik

Benim başucu kitaplarımdan birisi Erasmus’un “Deliliğe Övgü” adlı muhteşem eseridir. Ne zaman canım sıkılsa, ne zaman insanların açgözlülüklerinden, hırslarından, tatmin edilmemiş egolarından ve aptallıklarından sıkılsam, hemen Erasmus’a sarılır sarılır, birkaç paragraf okurum. Böylece 1469’da doğup 1536’da ölen ünlü Rönesans hümanistinin eleştiri oklarını yönelttiği ve alay ettiği insan soyunun, aradan geçen bunca yüzyıla rağmen pek fazla […]

Devamını Oku
Yeni Yılınız Işıklı Olsun

İnsanlar sürekli bebek olarak kalıyor: Nasıl bir bebek karnı tok, altı kuru, sırtı pek, yatağı sıcak ve sancısı yokken gülüyorsa, yetişkinler de aynen öyle. Her şeyden önce beslenmesini, barınmasını ve ısınmasını sağlama almak zorunda. Eğer koşullar tamam değilse, insanların yüzü gülmüyor. Başlıyor huzursuzluklar. Hava da bu koşullardan biri. Güneşin bütün parlaklığıyla yüzünü göstermediği günlerde sabahları […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku