Ali Kılıç
Tüm Yazıları
İstasyon’da Bir Mola
Ana Sayfa Tüm Yazılar İstasyon’da Bir Mola

Everest’in zirvesinde sırt çantasında bulunan bayrak ya da flamayı açan bir dağcı ile Manş’ı su içinde geçen bir yüzücünün son adım ya da kulacı attığında yüzünde beliren mutluluğun tarifi olanaksızdır. Her ikisi de bu zorlu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmak için tırmanırken dağın eteklerinde, yüzerken denizin sularında soluklanmak için mola verir. Sonra yeniden, sıfırdan başlarcasına daha dinç […]

Everest’in zirvesinde sırt çantasında bulunan bayrak ya da flamayı açan bir dağcı ile Manş’ı su içinde geçen bir yüzücünün son adım ya da kulacı attığında yüzünde beliren mutluluğun tarifi olanaksızdır. Her ikisi de bu zorlu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmak için tırmanırken dağın eteklerinde, yüzerken denizin sularında soluklanmak için mola verir. Sonra yeniden, sıfırdan başlarcasına daha dinç olarak mücadelesine devam eder. Mola, iyi donatılmış bir sofranın ara sıcağı gibidir. Mola, yolun daha iyi alınabilmesi için yoldaşlarınızla durum değerlendirmesi için ‘soluklanma’nın kendisidir…

Hayat her alanda koşturmacalarla doludur. Gelişmeleri kavrayıp yorumlama dönemine girdikten sonra insan yaşadığı süre boyunca mutluluk arayışına girer. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanların aksine var olduğu sürece yaşamın sunduklarından olanaklar çerçevesinde yararlanmak ister. Aradığına yakın sonucu elde edince de yüzü güler. Neyi aradığını bilenler her zaman sonuca yakın olurlar. Ancak kimi insanların yüzünün gülmesi, kendisi dışındakilerin de yüzünün gülmesine bağlıdır. Onlar için tek başına halay çekmek tat vermez, sadece kendilerinin yüzlerinin gülmesi mutluluğu tanımlamaz. Başkalarının mutluluğunu da düşünerek uğraş vermek yorar insanı. Bitkin düşürmez ancak dedim ya, yorar… Yani gül bahçesinde diken avuçlamak gibi bir şeydir. Buna rağmen pes etmeden mücadeleyi sürdürmek isteyenlerin varlığı, bir fazla insanın yüzünün gülmesi demektir ki bu sonuç da bütün yorgunlukları alır.

Hayat hepimiz için uzun/kısa bir yoldur. Yola çıkmak efor ister, üzerindeki engellerin aşılmasını, hele ki bir de hedef var ise asla vazgeçmeden ulaşılmasını gerektirir. Bu arada kısa bir mola verilirse hedeflerden vazgeçildiği şeklinde değerlendirilmez. Böyle düşünenler nereden bakarsanız bakın, pes etmeyi alışkanlık haline getirmiş kişilerdir. Örneğin biz Maltepe Belediyesi olarak Çin ile yerel düzeyde köprüler kurduğumuzda “Ne işimiz var Çin’de” eleştirilerini duymazdan gelmedik ama ilişkilerimizi Küba’dan Yakutistan’a, Almanya’dan Yunanistan’a, İran’dan Arnavutluk’a, Portekiz’den Kazakistan’a, Rusya’dan Ukranya’ya, Kıbrıs’dan Kazakistan’a kadar geliştirerek dünya kenti bir ilçe oluşturduk. Harmanladığımız kültürler ile dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan farklı kültür ve inançlardan halkların kardeşliğini kurduk. Beşçeşmeler Meydanı’nda Balkan ezgilerine eşlik ettik, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremin sabahında yardım malzemeleriyle dolu TIR’larımızı yola çıkardık. Güldük, hüzünlendik ama attığımız her adımın verdiği sonucu görünce yorgunluğumuz sadece bedenlerimizde kaldı ki bu da doğaldır.

Çünkü çok iyi biliyoruz ki;
Dostluğun vatanı olmaz.

Bir faaliyet raporu gibi burada Maltepe için neler yaptığımızı sıralayacak değilim. Ama hepimizin yüzünü güldüren kimi adımlarımızı da atlamak istemiyorum. Örneğin; insanlarımızın özlemini çektiği küçük Türkiye tablosu gibi… Farklı gelenekler, inanışlar ve siyasi görüşleri barış içinde aynı potada harmanlayan anlayışın mimarları Maltepe halkıdır. Bu tablo, Maltepe halkının her birinin tuvale dokundurduğu birer fırça darbesiyle oluşmuştur ve Türkiye siyasetinin geneline örnek teşkil etmesi gerektiğine inanıyorum. İşte bunu da her platformda dile getirebilmenin gururunu yaşıyorum. Yerel yönetimleri demokrasi mücadelesini başarıya ulaştıracak mihenk taşı olarak görüyorum. Biraz daha açmak gerekirse: Yerel yönetimler toplumsal barışın ve mutluluğun ana sigortalarıdır. Ve ben 10 yıl boyunca Maltepe yerelinde yönetici olarak halkımıza hizmet edebilmenin mutluluğunu yaşıyorum…

Şimdi alınlarda biriken terlerin ve halkın yaşamını daha da kolaylaştırmak için üretilen hizmetlerin süzgeçten geçirilme zamanıdır. 10 yıllık hizmet yolculuğumuzun İstasyon’unda kısa bir soluklanma için yoldaşlarımla birlikte mola veriyorum. Kimileri yola çıkacak, kimileri dönmemek üzere ayrılacak ve kimileri de kısa bir mola verecek. Ama görüyoruz ki herkes İstasyon’a uğrayacak. Yola çıkış için zamanlamanın doğru hesaplanması gerektiği gibi, mola vermek için de doğru zamanı bulmak gerekir.

Mutlu muyum?

Maltepe halkı için yaptıklarımıza bakınca evet…

Şimdi yola yeni çıkanlara ‘hayırlı yolculuklar’ dilerken, sonraki seferlerde yerelden açılan demokrasi ve halkın yaşamını kolaylaştırmak adına nelerin daha güzel yapılabileceğini düşünmek ve irdelemek için verilen mola zamanıdır. Geniş yürekli İstasyon, gidenleri uğurlar, herkese kucak açtığı gibi mola verenleri de sıcak çatısı altında ağırlar. Buluşmaların yüzlere yaydığı mutluluk tebessümlerinin en yakın tanığı olarak sevinçleri paylaşır.

Şimdilik hoşça kalın diyorum.

Çünkü;

İstasyon kavuşmaları sever…

Yazarın Diğer Yazıları
İstasyon’da Bir Mola

Everest’in zirvesinde sırt çantasında bulunan bayrak ya da flamayı açan bir dağcı ile Manş’ı su içinde geçen bir yüzücünün son adım ya da kulacı attığında yüzünde beliren mutluluğun tarifi olanaksızdır. Her ikisi de bu zorlu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmak için tırmanırken dağın eteklerinde, yüzerken denizin sularında soluklanmak için mola verir. Sonra yeniden, sıfırdan başlarcasına daha dinç […]

Devamını Oku
2023’e 100 Yıllık Bir Adım Atıyoruz!

Sözünü ettiğimiz değer Cumhuriyet’imiz olunca, “Türk ulusunun yaratılışına ve karakterine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir.” diyerek bizleri bu yönetim şekliyle buluşturan Atatürk elbette çalışmalarımızın odak noktasında yer alacak.

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Yaşar Kemal’le Geçen Günler / Öğrendiklerim

Zaman zaman sorarlar, Yaşar Kemal’le olan dostluğumuzu. Hayranı olduğum bir insanın/ ulaşılmaz bildiğim bir büyük yazarın bir gün dostu oldum. Nereden nereye derim içimden. Bu yazıya başlarken Çukurova Yaşar Kemal kitabımda da anlattım. Ayşe Semiha Baban’ın içtenliği, ilgisi sayesinde onunla konuştum, birlikte oldum. Ayşe Hanım beni evine aldı, Yaşar Kemal’le söyleşmemizi sağladı. Onun içtenliğini unutamam. […]

Devamını Oku
Anadolu’unun Köklü Çınarı: Yaşar Kemal

Beykoz tarihi günlerinden birini yaşıyordu. 10 Ekim 1965 Milletvekili Genel Seçimlerinin propaganda dönemiydi. Sanat tarihçileri tarafından “Su Sarayı” olarak tanımlanan Beykoz’un simgelerinden biri olan Onçeşmeler’in yanı başındaki köşe kahvede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplantısı vardı. Kahvenin içi dolmuş, sonradan gelenler dışarı taşmıştı. Gözlüklü, tok sesli, uzun boylu adam “Oyunuzu adama verin, beygire değil.” diyordu. Adam […]

Devamını Oku